Sudenaz Albay : “Bazen Bir Ormandan, Bazen Bir Şarkıdan İlham Alıp Tasarım Yapabilirim”
Opıa Sense Kurucusu Ve Desıgner Sudenaz Albay, Moda Alanında Genç Yaşta Yakaladığı Başarının Sırrını Klass’a Anlattı Genç yaşına rağmen kreatif ve özgün tasarımlarıyla moda ve tasarım dünyasında dikkat çeken Sudenaz Albay, mimariden ilham alan güçlü estetik anlayışı ve kalite odaklı üretim anlayışıyla kurucusu olduğu “Opia Sense” markasını kısa sürede başarıya ulaştırdı. Yakın zamanda Fişekhane’de gerçekleşen Open Stage Fashion Week’te ‘Veil’ adını verdiği, giyilebilir sanat parçalarından oluşan sıra dışı koleksiyonuyla bir kez daha dikkatleri üzerine çeken Sudenaz Albay, en büyük hedefinin markasını global alana taşıyarak uluslararası defilelerde yer almak olduğunu söylüyor. Opia Sense markasının kurucusu, genç tasarımcı Sudenaz Albay ile moda serüvenini, kendi markasını kurma hikayesini, tasarımlarını şekillendirirken nelerden ilham aldığını ve gelecek hedeflerini Klass okurları için konuştuk.
Yirmi iki yaşındayım. Doğuş Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü mezunuyum. Ayrıca Londra’da Marangoni’de moda eğitimi aldım. Moda alanındaki çalışmalarıma devam ediyorum.
Moda serüveniniz nasıl başladı?
Çocukluktan başladı aslında diyebilirim. Küçük kıyafetleri keserek ya da dikerek, yedi-sekiz yaşlarında başladı. O zaman bunları bir oyun olarak görüyordum. Sonra mimarlığa yöneldim. Ancak bir yerde sanatla uğraşmam, tasarım yapmam gerektiğine inandım hep. Modaya ve tasarıma yöneldim, onunla bütünleştim.
Kendi markanızı kurmaya nasıl karar
verdiniz?
Her şeyden önce aileden gelen bir tekstil geçmişimiz vardı. Bir an ‘neden bir marka kurmuyoruz’ diye düşündük. Fast fashion yerine daha tasarım odaklı ürünler yapmak istedik. Sanatla tekstili birleştireceğimiz bir üretim sürecine girdik. Şu anda da bu çizgide ilerlemeye devam ediyoruz.
“TASARIMCILARDAN VE ÜNLÜ MİMARLARDAN ESİNLENİYORUM”
Motivasyon kaynağınız ne oldu?
Motivasyon kaynağım mimarlık oldu. Tamamen mimarlıktan esinlendiğim bir hikayem var. Bugün bile hâlâ yapılardan ilham alıyorum. Barok dönemden, her türlü eski yapılardan, tasarımcılardan ve ünlü mimarlardan esinleniyorum.
Tasarımlarınızı nasıl şekillendiriyorsunuz? Koleksiyonunuz ortaya çıkana kadar hangi aşamalardan geçiyor?
Tasarımınız süreç içerisinde o kadar çok değişiyor ki… Bazen bir detaya ‘bu olmasın’ diyebiliyorsunuz. Çünkü o hikâyeye yeni bir şey ekleniyor o sırada. Birinden bir hikâye duyuyorsunuz, çok etkileniyorsunuz ve onu bir anda koleksiyona aktarmak istiyorsunuz. Tamamen ilhamla alakalı bir şey. Ben bazen bir ormandan, bazen bir şarkıdan ilham alıp tasarım yapabilirim. Bunun o andaki hislerle alakalı bir şey olduğunu düşünüyorum.
“BİZİ DİĞER MODA MARKALARINDAN AYIRAN EN ÖNEMLİ DETAY, SANATTAN İLHAM ALAN TASARIM ÜRÜNLER YAPMAMIZ”
Markanızı diğer moda markalarından ayıran en güçlü kimlik ya da imza detayı nedir?
Bizi diğer moda markalarından ayıran en önemli detay, sanattan ilham alan tasarım ürünler yapmamız. Hızlı tüketilebilir bir marka olma yolunda değiliz. Amacımız müşterilerimizin bizde bulduğu ürünleri başka yerde bulamaması. Kumaş anlamında, üretim anlamında, kalıp anlamında, rahatlık anlamında eşsiz ürünler üretmek istiyoruz. İnsanlar bizim tasarımlarımızı giydiklerinde tasarım bir ürün giydiklerini fark etmelerini istiyoruz. Markamızı bu vizyon ile oluşturduk.
Moda ve ticaret arasında denge kurmak zor oluyor mu?
Elbette bu dengeyi kurmak kolay olmuyor. Günümüz şartlarında üretim maliyetleri ister istemez fiyata da yansıyor. Kaliteli tasarımların Ar-Ge süreçleri oluyor. Ancak bir şekilde bu zorlukların üstesinden geliyoruz. Kaliteli bir iş yapmayı hedefliyorsanız maliyetlerden kaçınmamalısınız.
Yaratıcılık ile satış beklentileri arasında peki nasıl bir yol izliyorsunuz?
Markamız ile her kitleye hitap etmek gibi bir hedefimiz yok. Öncelikli amacımız maddi kazanç değil, bir zevk ve estetik anlayışı geliştirmek. Kendi sanat anlayışımı insanlara sunmak, moda dünyasına aktarmak istiyorum.
Sude Hanım, genç yaşta başarılı olmuş bir tasarımcı olarak kendi markasını kurmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Moda sektöründe genç tasarımcıların kendilerini kabul ettirmeleri kolay olmuyor. Genç tasarımcılara her zaman kendi düşünce ve duygularından yola çıkmalarını öneririm. Trendlerin izinden gitmek yerine daha kreatif ürünler, daha designer ürünler yapmalarını ve kendilerini bu şekilde geliştirmelerini öneririm.
Moda sektöründe ilham aldığınız bir isim var mı?
Ben daha çok couture koleksiyonlardan etkilenen bir insanım. Annie’s Ibiza markasını büyük bir beğeni ile takip ediyorum. Tasarımcıların arasından Zuhair Murad’ın stilini beğeniyorum. Bazen de sokakta yürürken, küçük bir butik dükkandaki bir tasarıma hayran kalıp oradaki stili kendi parçalarıma entegre edebiliyorum. Yani aslında ilham almak benim için değişken ve anlık bir durum.
“İÇİMDE HER ZAMAN COUTURE TASARIMLAR VAR”
Tasarımlarınızda diğer marka ve koleksiyonlardan esinleniyor musunuz? Yoksa tamamen özgün bir tarz mı benimsiyorsunuz?
Tasarımlarımızda, moda konusunda bütün dünyanın takip ettiği WGSN’nin ve Vogue’un yayınladığı renk paletlerini baz alıyoruz. Örneğin bu yılın rengi Cloud Dancer’dı. Biz de o renk üzerinden ilerledik. Ancak tabii ki kendi seçimimiz olan renkleri de ekledik. Özgünlükten tamamen de kopmadık. Ancak benim içimde her zaman couture tasarımlar var.
Üretimlerinizi gerçekleştirirken en çok hangi hususlara önem veriyorsunuz.
Üretimlerimizde kumaş kalitesine büyük bir önem veriyoruz. Bir ürünü kendim giymeyeceksem onu asla insanlara giydirmek istemem. Bunun yanında tene yapışmayan, esneklik hissi veren ve alerjen olmayan kumaşları kullanmaya özen gösteriyorum. Daha çok bol kesimi tercih ediyoruz.
Sude Hanım, önümüzdeki dönemde marka için büyük bir hedefiniz var mı? Ve globalde olmayı düşünüyor musunuz?
Elbette globalde olmayı her zaman hedefliyorum. Bizim bütün web sitelerimiz ve sosyal medya kanallarımız İngilizce. Londra ve Milano gibi şehirlerde, uluslararası defilelere katılmayı da hedefliyoruz. Bütün hazırlıklarımız bu yönde. Koleksiyonlarımız web sitemizde bulabilirler. Bunun haricinde perakende satış yapan mağazalara gönderim sağlıyoruz.