Çağatay Serbes : Mücevherde Global Bir Başari Hikayesi Çağatay Serbes İle Lizay’in Vizyoner Yolculuğu
Çağatay Serbes : Mücevherde Global Bir Başari Hikayesi Çağatay Serbes İle Lizay’in Vizyoner Yolculuğu
Lizay Yönetim Kurulu Üyesi Çağatay Serbes, Markanin Aile Mirasindan Doğan Hikâyesini, Perakende Ve Dijitalleşme Yatirimlariyla Yakaladiği Hizli Büyümeyi Klass’a Anlatti Mücevheri yalnızca bir ürün değil, bir aile mirası ve yaşam tarzı olarak konumlandıran Lizay’ın hikâyesi, kurucu Mahmut Serbes’in 1978 yılında sektöre adım atmasıyla başladı. 1994’te ilk mağazasını açan ve 2000’li yıllarla birlikte Serbes Grup çatısı altında büyümesini hızlandıran marka, 2004 yılında Yeliz Serbes ve Çağatay Serbes’in isimlerinden ilham alınarak Lizay markasıyla kurumsal kimliğini güçlendirdi. 2007’de modern perakendeye Viaport AVM’de açılan ilk Lizay mağazasıyla adım atan marka, 2012’de merkezini mücevher sektörünün kalbi Nuruosmaniye’ye taşıyarak operasyonel gücünü artırdı ve aynı dönemde ERP sistemleriyle dijital dönüşüm sürecini başlattı. 2014’te e-ticarete girerek erişimini genişleten Lizay, 2018’de Çağatay Serbes’in yönetime aktif katılımıyla kurumsallaşma ve veri odaklı yönetim anlayışı sayesinde yüzde 300’ün üzerinde büyüme kaydetti. Bugün Türkiye’de 40’tan fazla şehirde 100’ün üzerinde mağazaya ve dünya genelinde 200 satış noktasına ulaşan marka, yıllık 100 binin üzerinde ürün satışı ve 350’den fazla çalışanıyla güçlü bir yapıya sahip. Geleneksel bayilik anlayışının ötesine geçen “Birlikte Büyüyoruz” modeliyle iş ortaklarına eğitimden teknoloji altyapısına kadar kapsamlı destek sunan Lizay, pazarlama tarafında da Burcu Esmersoy’lu “Bir Aşk Var Bir de Lizay” kampanyası ve yenilenen mağaza konseptiyle marka algısını güçlendirdi. Lizay Yönetim Kurulu Üyesi Çağatay Serbes ile markanın aile mirasından doğan hikâyesini, perakende ve dijitalleşme yatırımlarıyla yakaladığı hızlı büyümeyi, “Birlikte Büyüyoruz” iş ortaklığı modelini ve Lizay’ın global pazarlara uzanan gelecek vizyonunu Klass okurları için konuştuk.
Çağatay Bey,mücevher sektörü çok köklü geleneklere dayanır. Lizay’ın bu gelenek içerisindeki yerini ve markanın 1978’den bugüne uzanan kurumsal köklerini sizden dinleyebilir miyiz?
Mücevher bizim için sadece bir iş değil; aynı zamanda bir aile mirası ve büyük bir tutku. Hikâyemiz, kurucumuz Mahmut Serbes’in 1978 yılında sektöre adım atmasıyla başladı. 1994 yılında ilk mağazasını açtı ve 2000 yılına gelindiğinde, Serbes Grup olarak sektördeki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefledik ve farklı lokasyonlarda mağazalaşma sürecimize hız verdik. 2004 yılı ise markamız için gerçek bir dönüm noktası oldu. Babamız Mahmut Serbes, ablam Yeliz Serbes ve benim ismimden ilham alarak Lizay markasını hayata geçirdi. Böylece yılların tecrübesini, aile değerlerimizi ve geleceğe dair hayallerimizi tek bir isim altında birleştirdik.
Markanın perakende ve teknoloji vizyonu aslında çok erken yıllarda şekillenmiş görünüyor. Bu süreci nasıl yönettiniz?
2007 yılında İstanbul Viaport AVM’de ilk Lizay mağazamızı açarak modern perakende dünyasına güçlü bir adım attık. Bu adım, markamızın büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası oldu. 2012 yılı ise operasyonel gücümüzü daha da artırdığımız bir yıl olarak öne çıkıyor. Bu dönemde genel müdürlüğümüzü ve merkez binamızı, mücevher dünyasının kalbi olarak bilinen Nuruosmaniye’ye taşıdık. Aynı zamanda sektörde teknoloji vizyonunu erken benimseyen firmalardan biri olarak entegre kaynak planlama sistemlerimizi (ERP) devreye alarak operasyonlarımızı daha verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturduk. Dijitalleşme bizim için her zaman stratejik bir öncelik oldu. Bu vizyon doğrultusunda 2014 yılında e-ticaret sitemizi hayata geçirerek müşterilerimize online kanallar üzerinden de ulaşmaya başladık ve markamızın erişimini fiziksel mağazaların ötesine taşıdık.
‘LİZAY; TÜRKİYE GENELİNDE 40’TAN FAZLA ŞEHİRDE 100’ÜN ÜZERİNDE MAĞAZASI VE DÜNYA ÇAPINDA 200 SATIŞ NOKTASIYLA HİZMET VEREN GÜÇLÜ BİR YAPIYA ULAŞTI’
Sizin 2018 yılında yönetime dahil olmanızla birlikte Lizay’da çok ciddi bir büyüme ivmesi görüyoruz. ABD’deki eğitiminiz ve sonrasındaki yönetim anlayışınız markaya neler kattı?
ABD’de aldığım yönetim eğitiminin ardından 2018 yılında Lizay’da aktif olarak yönetime dahil olduğumda önceliğim kurumsallaşmayı güçlendirmek ve sürdürülebilir bir büyüme modeli inşa etmekti. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz yeni yönetim sistemleri ve veri odaklı karar alma süreçleri sayesinde şirketimizi yüzde 300’ün üzerinde büyüterek pazar payımızı önemli ölçüde genişlettik. Bugün geldiğimiz noktada Lizay; Türkiye genelinde 40’tan fazla şehirde 100’ün üzerinde mağazası ve dünya çapında 200 satış noktasıyla hizmet veren güçlü bir yapıya ulaştı. Yıllık 100.000 adedin üzerinde ürün satışı gerçekleştiriyor, 350’den fazla profesyonel çalışanımızla her geçen gün büyüyen büyük bir aile olarak yolumuza devam ediyoruz.
Lizay’ın iş ortaklarına sunduğu “Birlikte Büyüyoruz” modelinden de bahsetmek gerekirse, bu sistemi geleneksel bayilikten ayıran nedir?
Bizim modelimiz geleneksel bayilik anlayışının çok ötesinde, kapsamlı bir iş ortaklığı sistemine dayanıyor. “Birlikte Kazanmak” mottomuz doğrultusunda iş ortaklarımıza lokasyon seçiminden fizibilite çalışmalarına, personelin pırlanta bilgisi ve satış teknikleri eğitiminden teknolojik altyapıya kadar pek çok alanda kapsamlı destek sağlıyoruz. Gelişmiş B2B portalımız sayesinde stok yönetiminden sipariş süreçlerine ve finansal takibe kadar birçok operasyon dijital ortamda kolaylıkla yönetilebiliyor. Böylece iş ortaklarımız hem operasyonel hem de ticari anlamda güçlü bir altyapıya sahip oluyor. Kısacası Lizay çatısı altına katılan her iş ortağımız, yarım asrı aşan sektör deneyimimizin ve güçlü teknolojik altyapımızın sağladığı güvenle büyüme yolculuğunu çok daha sağlam bir zeminde sürdürüyor.
‘BİZ YALNIZCA PIRLANTA SUNAN BİR MARKA DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR YAŞAM TARZI SUNMAYI HEDEFLİYORUZ’
Pazarlama ve marka algısı açısından 2022 yılındaki kampanya çok konuşuldu. Bu stratejinin arkasındaki mantık neydi?
Marka bilinirliğimizi daha da güçlendirmek amacıyla 2022 yılında Burcu Esmersoy ile birlikte “Bir Aşk Var Bir de Lizay” kampanyasını hayata geçirdik. Bu kampanya kısa sürede sektörde büyük bir ses getirdi ve markamızın geniş kitlelerle çok daha güçlü bir bağ kurmasını sağladı. Ardından 2023 yılında mağaza konseptimizi tamamen yenileyerek müşterilerimize sunduğumuz deneyimi bir üst seviyeye taşıdık. Çünkü biz yalnızca pırlanta sunan bir marka değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı sunmayı hedefliyoruz. 2024 yılında ise “BARONI” markamızı hayata geçirerek ürün portföyümüzü daha da genişlettik ve markamızın tasarım dünyasını farklı bir boyuta taşıdık.
Sektörün en önemli oyuncularından biri olarak, Türkiye’de mücevher ve pırlantaya bakış açısındaki değişimi nasıl yorumlarsınız? Mücevher artık daha farklı bir ruha mı sahip?
Pırlanta ve mücevher sektörü son yıllarda gerçekten önemli bir paradigma değişimi yaşıyor. Geçmişte mücevher daha çok geleneksel bir çizgide, belirli bir yaş grubunun “yatırım” ya da “özel gün” odaklı tercih ettiği bir ürün olarak görülüyordu. Ancak bugün bu algı büyük ölçüde değişti. Artık pırlanta; her yaştan tüketicinin günlük yaşamının, stilinin ve özgüveninin bir parçası haline geliyor. Biz de Lizay olarak bu dönüşümü “Erişilebilir Lüks” yaklaşımımızla karşılıyoruz. Yeni nesil tüketici mücevheri artık yalnızca bir yatırım aracı olarak değil, kendini ifade etmenin güçlü bir yolu olarak görüyor. Bu doğrultuda tasarım ekibimiz, farklı coğrafyaların ihtiyaçlarını ve global trendleri yakından takip ederek her zaman güncel, modern ve zamansız koleksiyonlar geliştirmeye devam ediyor.
Peki, Lizay olarak tüketiciyi gelecekte ne gibi sürprizler bekliyor? Marka bugünden sonra nasıl bir hamle yapacaktır?
Her şeyden önce büyüme ve yayılma stratejimizin hem yurt içinde hem de yurt dışında hız kesmeden devam edeceğini söyleyebilirim. 2025 yılı Ocak ayında Almanya’daki Mall of Berlin’de ilk yurt dışı mağazamızı açarak global perakende ağımızın ilk adımını attık. 2026’nın ilk çeyreğinde Londra mağazamızın açılışını planlıyoruz ve hemen ardından hedef pazarlarımız arasında Dubai de yer alıyor. Ancak asıl heyecan verici gelişme ürün çeşitliliği tarafında. Hem altın hem de pırlanta segmentinde toplam 11 yeni alt marka oluşturarak farklı tarz ve koleksiyonları tüketicilerimizle buluşturacağımız büyük bir yapılanma sürecinin sonuna geldik. Bu sayede Lizay şıklığını çok daha geniş bir yelpazede, farklı zevklere ve bütçelere hitap edecek şekilde sunmayı hedefliyoruz. Ayrıca markamızın vizyonunu daha da güçlendirecek yeni marka yüzü ve reklam iş birlikleri üzerinde de çalışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki dönemde Lizay, hem tasarım hem de marka dünyasında çok daha güçlü adımlarla büyümeye ve sektöre yön vermeye devam edecek.