Kerem Gül : “Minoa Yachts Türkiye’de Ve Uluslararası Alanda Yaşam, Deneyim Ve Etkinlik Markası Olacak”
Kerem Gül : “Minoa Yachts Türkiye’de Ve Uluslararası Alanda Yaşam, Deneyim Ve Etkinlik Markası Olacak”
Minoa Yachts Kurucusu Kerem Gül, Minoa Yachts’ın Hikayesini Ve Sundukları Ayrıcalıkları Klass’a Anlattı Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu olmasının avantajıyla iş hayatına daima mühendis vizyonuyla, çözüm ve detay odaklı bakan Kerem Gül’ün önderliğinde kurulan Minoa Yachts, tasarladığı katamaranlarla müşterilerine gerçek birer yaşam alanı sunarak farkını ortaya koyuyor. Kerem Gül’ün vizyonerliğiyle sadece tasarım ve üretim yapmakla yetinmeyerek Boğaz’ın üstünde adeta bir etkinlik mekanı oluşturan Minoa Yachts, dünyaca ünlü yıldızlara da hizmet sunuyor. Dünyaca ünlü sanatçı Kanye West’i ağırlayan Minoa Yachts’ı yalnızca Türkiye’de bilinen bir marka olmaktan çıkarıp uluslararası bir yaşam ve deneyim markasına dönüştürme hedefiyle hareket eden Kerem Gül; Minoa Yachts markasını, sundukları ayrıcalıkları ve etkinlik sektöründeki özel hizmet anlayışını Klass okurları için anlattı.
Ben Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunuyum; olaylara hep mühendis kafasıyla, çözüm ve detay odaklı bakarım. Minoa’yı da aslında kişisel bir ihtiyaçtan kurdum. Minoa’nın çıkış noktası çok basit bir soruydu: Bir tekne insana kendini nasıl hissettirmeli? Sektörde teknik olarak başarılı pek çok tekne vardı; ancak benim eksik gördüğüm nokta, insanların o mekânla kurduğu duygusal bağdı. Bu yüzden yola yalnızca bir tekne üretmek için değil, denizin üzerinde gerçekten yaşamak isteyeceğiniz alanlar tasarlamak için çıktık. Bugün hâlâ verdiğimiz her kararda kendimize aynı soruyu soruyoruz: Bu, insanların burada kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor mu?
Minoa olarak sunduğunuz hizmetlerden
bahseder misiniz?
İki ayaklı bir yapımız var. Minoa Yachts tarafında kendi katamaranlarımızı tasarlıyor ve üretiyoruz. Katamaran mimarisi sayesinde benzer boyuttaki birçok motoryata göre yaklaşık iki kat daha fazla kullanılabilir yaşam alanı sunabiliyoruz; ama bunu rakamsal bir avantaj olmaktan çok, insanların denizin üzerinde gerçek bir ev konforu yaşaması olarak görüyoruz. Bir Minoa’nın içine girdiğinizde kendinizi klasik bir teknede değil, doğal ışıkla dolu, ferah bir yaşam alanında hissediyorsunuz. Zaman içinde fark ettik ki herkes bir Minoa sahibi olamayabilir. Daha fazla insanın bu hissi yaşaması için Minoa Experience’ı hayata geçirdik. Boğaz’da özel davetlerden kurumsal etkinliklere, gastronomi buluşmalarından gün doğumu kahvaltılarına kadar birçok deneyim tasarlıyoruz. Amacımız tekne kiralamak değil; insanların uzun yıllar hatırlayacağı anılar tasarlamak.
Hangi markalarla çalışmayı tercih ediyorsunuz? Sizin için özel olan proje hangisiydi?
Üretim tarafında Wet Sounds, Bang & Olufsen, Franke gibi kendi alanlarında referans kabul edilen markalarla çalışıyoruz; çünkü bir Minoa’nın her detayı aynı kalite anlayışını taşımak zorunda. Experience tarafında ise müzik, gastronomi ve wellness dünyasından markalarla özel konsept etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Benim için özel olan tek bir proje seçmek zor, çünkü her etkinliğin kendine ait bir hikâyesi oluyor. Ama beni en çok heyecanlandıran, bir fikrin denizin üzerinde gerçek bir deneyime dönüştüğü o ilk an oluyor.
“İNSANLARI YALNIZCA DENİZE AÇILMAK DEĞİL; İYİ MÜZİK, GÜÇLÜ BİR ATMOSFER, KALİTELİ GASTRONOMİ VE KUSURSUZ BİR SERVİS BEKLİYOR”
Son dönemde yat turizmi de oldukça geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Bu konuda çalışmalarınız var mı?
Eskiden yat denildiğinde akla yalnızca sahiplik gelirdi; bugün insanlar bu deneyimi farklı biçimlerde yaşamak istiyor. Artık yalnızca denize açılmak değil; iyi müzik, güçlü bir atmosfer, kaliteli gastronomi ve kusursuz bir servis bekleniyor. Minoa Experience’ı tam da bunun için kurguladık. Klasik bir charter markası gibi değil; insanların takvimini takip ettiği, her etkinliğinde farklı bir hikâye sunan bir deneyim markası olarak. Boğaz’daki hafta sonu kahvaltı buluşmalarımız gibi konseptlerle, bir Minoa’ya sahip olmadan da bu hissi yaşamayı mümkün kılıyoruz. İnsanların yalnızca tekneye çıkmak için değil, bir sonraki Minoa deneyimini merak ettikleri için bizi takip etmesini istiyoruz.
Yat seçiminde sizce nelere dikkat
edilmelidir?
Tekne seçerken yalnızca motor gücüne ya da dış tasarıma bakılmamalı. Yaşam alanlarının planlaması, kullanılan malzemeler, mühendislik kalitesi ve üreticinin satış sonrası desteği uzun vadede çok daha belirleyici oluyor. İyi tasarım yalnızca görülen değil, hissedilen bir şeydir.
Yatlarınızda bugüne kadar birçok önemli ismi de ağırladınız. Bu isimlere hizmet
sunmak nasıl bir duygu?
Bu tür isimleri ağırlamak elbette gurur verici; ancak bizim için asıl mesele her misafire aynı özeni gösterebilmek. Tanınan bir isim de ilk kez denize açılan bir aile de bizim için aynı değerde; ikisi de o teknede kendini özel hissetmeli. Mahremiyet bizim için bir hizmet kalitesi meselesi. Bu yüzden genelde isim üzerinden değil, deneyimin kendisi üzerinden konuşmayı tercih ediyoruz. Önemli olan, o kişinin teknede geçirdiği zamanı yıllarca hatırlaması.
“BOĞAZ’DA ÖZEL BİR AKŞAM YEMEĞİNDEN GÜN DOĞUMU KAHVALTISINA, KURUMSAL DAVETLERDEN MARKA ETKİNLİKLERİNE KADAR HER DENEYİMİ BAŞTAN SONA KURGULUYORUZ”
Aynı zamanda yatlarınızda özel etkinlikler ve yemekler de sunuyorsunuz. Bu hizmetinizden de bahseder misiniz?
Evet, bu bizim en çok keyif aldığımız tarafımız. Boğaz’da özel bir akşam yemeğinden gün doğumu kahvaltısına, kurumsal davetlerden marka etkinliklerine kadar her deneyimi baştan sona kurguluyoruz. Menüden müziğe, servis ritminden ışığa kadar her detayı o günün karakterine göre tasarlıyoruz. Bu özel etkinliklere temmuz ayından itibaren başlıyoruz. Yemek burada sadece bir ikram değil; deneyimin merkezinde. Catering, servis, müzik, fotoğraf-video ve tüm operasyonu kendi ekibimizle yönetiyoruz; çünkü deneyimin bütünü ancak her parçası aynı elden çıktığında tutarlı oluyor.
Kaç kişiye kadar hizmet verebiliyorsunuz? A’dan Z’ye tüm detaylarla siz mi
ilgileniyorsunuz?
58 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyoruz. Ama bizim için sayıdan çok deneyimin kalitesi önemli. İster iki kişilik özel bir akşam yemeği, ister büyük ölçekli bir marka etkinliği olsun; planlama, catering, servis, müzik, fotoğraf-video ve operasyon dâhil tüm süreci profesyonel ekibimizle, baştan sona kendimiz yönetiyoruz.
Son olarak hedeflerinizden
bahsedebilir misiniz?
Hedefimiz Minoa’yı yalnızca Türkiye’de bilinen bir marka olmaktan çıkarıp uluslararası bir yaşam ve deneyim markasına dönüştürmek. İstanbul bunun başlangıcı. Önümüzdeki yıllarda Akdeniz’in farklı destinasyonlarında da aynı kalite anlayışını sunmak istiyoruz. Eğer insanlar denizde yaşadıkları en unutulmaz anlardan birini anlatırken Minoa’nın adını anıyorsa, bizim için gerçek başarı budur.