Okan Albay Ve Fatih Albay : “Procase” Savunma Sanayinde Artan Talebin Güçlü Oyuncularından Biri Haline Geldi

Okan Albay Ve Fatih Albay : “Procase”  Savunma Sanayinde Artan Talebin  Güçlü Oyuncularından Biri Haline Geldi Okan Albay Ve Fatih Albay : “Procase” Savunma Sanayinde Artan Talebin Güçlü Oyuncularından Biri Haline Geldi

Procase A.Ş. Kurucu Ortakları Okan Albay Ve Fatih Albay, Procase’in Kuruluş Hikayesini Ve Procase’i Sektörde Farklı Kılan Önemli Özellikleri Klass’a Anlattı Procase A.Ş.’nin kurucu ortakları, baba-oğul Okan Albay ve Fatih Albay, markanın hikâyesini “ihtiyaçtan çok bir sorumluluk” duygusuyla başlayan bir yolculuk olarak özetliyor. Sahada değerli ekipmanların yeterince korunmadığını fark ederek yola çıkan şirket, başlangıçta küçük ölçekli üretimle yola çıksa da odağı hiçbir zaman sadece ürün yapmak olmamış; güven, dayanıklılık ve işlevsellik üzerinden bir çözüm sistemi kurmak olmuş. Bugün geldikleri noktada Procase, müzik ve etkinlik sektöründen savunma, medikal ve endüstriyel alanlara uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren; standart üretim yerine ihtiyaca özel mühendislik çözümleri sunan, Türkiye’de lider ve globalde büyüyen bir marka konumunda. Türkiye’de üretim yapmanın sağladığı hız ve esneklik avantajını teknoloji yatırımlarıyla birleştiren Procase, global rekabette de güçlü bir yer edinirken özellikle savunma sanayinde artan talep dikkat çekiyor. Aile şirketi olmanın getirdiği tecrübe ile yeni neslin inovatif bakış açısını bir araya getiren Albay ailesi, kuşak farklarını bir çatışma değil, gelişim alanı olarak değerlendiriyor. Disiplin, sabır ve sahayı öğrenmenin önemine vurgu yapan Fatih Albay, genç girişimcilere de bu yönde tavsiyelerde bulunuyor. Önümüzdeki dönemde ise Procase; daha fazla özel proje, mobil ve saha kullanımına yönelik yeni ürünler, güçlü Ar-Ge yatırımları ve dijitalleşme hamleleriyle büyümeyi hedefliyor. Procase A.Ş. Kurucu Ortakları Okan Albay ve Fatih Albay ile Procase’in kuruluş hikayesini, Procase’i sektörde farklı kılan önemli özellikleri ve e-ticaret tarafında büyüme stratejilerini Klass okurları için konuştuk.  

Okan Bey, Procase’in kuruluş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu yolculuk nasıl başladı?
Okan Albay: Procase’in hikâyesi aslında bir ihtiyaçtan değil, bir sorumluluktan doğdu. Sahada gördüğümüz şey şuydu: İnsanlar en değerli ekipmanlarını taşıyor ama onları gerçekten koruyan çözümler yok. Müzisyenler sahneye çıkmadan önce, teknik ekipler sistem kurmadan önce, savunma tarafında kritik ekipmanlar taşınırken herkes aynı riski alıyordu. Biz bu riski ortadan kaldırmak için yola çıktık. Başlangıçta küçük bir üretimle, ama büyük bir bakış açısıyla ilerledik. Amacımız sadece bir “çanta üretmek” değil, insanların işini güvenle yapabilmesini sağlayan bir sistem kurmaktı. Bugün geldiğimiz noktada Procase; sahnede, sahada ve en kritik anlarda ekipmanların sessiz koruyucusu haline geldi. Çünkü biz hiçbir zaman sadece ürün üretmedik, güven ürettik.

“PROCASE, NİŞ BİR TERCİHTEN DEĞİL, NET BİR İHTİYAÇTAN DOĞDU”

Sizi “case üretimi” gibi oldukça niş bir alana yönlendiren temel ihtiyaç neydi?
O.A: Bizi bu alana yönlendiren şey, aslında sahadaki büyük bir boşluktu. Çok değerli ekipmanlar taşınıyordu ama bu değere uygun koruma çözümleri yoktu. Biz de bu açığı görüp “standart” olanı değil, gerçekten koruyan ve işin ciddiyetine yakışan çözümler üretmeye karar verdik. Procase bu yüzden niş bir tercihten değil, net bir ihtiyaçtan doğdu.

Bugün geldiğiniz noktada Procase’i nasıl tanımlarsınız?
Fatih Albay: Bugün Procase’i; güçlü kadrosu, yüzlerce ürün çeşitliliği ve sektör sınırı olmayan mühendislik yaklaşımıyla, sadece bir üretici değil çok yönlü bir çözüm markası olarak tanımlıyoruz. Etkinlik sektörüyle başlayan yolculuğumuzu; savunma, medikal ve kurumsal alanlara taşıyarak Türkiye’de lider bir konuma ulaştık. Katıldığımız uluslararası fuarlarla da global ölçekte ses getirmeye başladık. Son 5 yılda ise dijitalleşmeye yaptığımız yatırımlarla markamızı bir adım ileri taşıdık ve B2B gücümüzü B2C’ye açarak bu alanda Türkiye’de öncü bir yapı oluşturduk.
Procase’i sektörde farklı kılan en önemli özellik nedir?
F.A: Procase’i farklı kılan en önemli özellik, standart üretim yerine ihtiyaca özel çözümler sunmamız. Güçlü mühendislik altyapımız ve teknoloji yatırımlarımız sayesinde müşterilerimize anlık ve doğru çözümler üretebiliyor; lokasyondan bağımsız olarak 3D altyapılar üzerinden projeleri kusursuz şekilde hayata geçirebiliyoruz. Alanında deneyimli profesyonel kadromuzla kaliteyi her aşamada merkezde tutuyoruz. Bu yaklaşım Procase’i bir üreticiden çok çözüm ortağı konumuna taşıyor.

Özelleştirilmiş çözümleriniz müşterilere nasıl bir avantaj sağlıyor?
O.A: Özelleştirilmiş çözümler müşteriye hem zaman hem güvenlik hem de verimlilik kazandırıyor. Çünkü standart bir ürünle çözülemeyen ihtiyaçlar, özel tasarımla tam karşılık buluyor. Ekipmanın korunması, daha düzenli kullanılması, sahada daha hızlı erişim sağlanması ve daha profesyonel bir görünüm elde edilmesi önemli avantajlar. Özellikle kritik sektörlerde bu fark çok belirleyici oluyor.

Türkiye’de üretim yapmanın avantajları ve zorlukları neler? Türkiye’de ve dünyada “koruyucu case” sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
O.A: Türkiye’de üretim yapmak; hız, esneklik ve güçlü mühendislik kabiliyeti açısından önemli avantajlar sunuyor. Özellikle projeye özel üretimlerde hızlı aksiyon alabilmek ciddi bir rekabet gücü sağlıyor. Diğer yandan, maliyet dalgalanmaları ve global rekabetin baskısı gibi zorluklar da var. Ancak doğru strateji ve teknoloji yatırımlarıyla bu zorlukları avantaja çevirmek mümkün. Sektörümüz ise hem Türkiye’de hem dünyada giderek daha kritik hale geliyor. Ekipmanların değeri ve hassasiyeti arttıkça, koruma artık bir ihtiyaçtan öte stratejik bir gereklilik haline geliyor. Procase olarak biz bu dönüşümü sadece takip eden değil, yön veren tarafta konumlanıyoruz.
En çok talep hangi sektörlerden geliyor?
F.A: Talep aslında dönemsel olarak sektörlere göre değişkenlik gösteriyor. Yılın ilk yarısında savunma sanayii öne çıkarken, ikinci yarıda etkinlik ve müzik sektörü daha yoğun talep oluşturuyor. Medikal, kurumsal çözümler ve endüstriyel alanlarda ise yıl boyunca düzenli ama farklılaşan ihtiyaçlarla karşılaşıyoruz. Son dönemde ise hem katıldığımız fuarlar hem de kurduğumuz stratejik iş birlikleri sayesinde savunma sanayii, en güçlü talep gördüğümüz alan haline gelmiş durumda.

Procase’in uzun vadeli hedefi nedir?
F.A: Uzun vadede hedefimiz, Türkiye’de kendi alanında referans marka olmanın ötesine geçip uluslararası ölçekte tanınan bir çözüm ortağı haline gelmek. Sadece üretim yapan değil; tasarımı, mühendisliği ve marka değeriyle öne çıkan bir yapı kurmak istiyoruz. Daha fazla ihracat, daha güçlü Ar-Ge, daha dijital bir satış altyapısı ve farklı sektörlere özel yeni ürün aileleri bu vizyonun önemli parçaları.

Fatih Bey, bu yapının içine doğmuş biri olarak şirkete katılma kararınız nasıl şekillendi? Yeni nesil bakış açısı olarak şirkete ne kattığınızı düşünüyorsunuz?
F.A: Şirketin içinde büyümek bana işi en başından, sahadan öğrenme fırsatı verdi. Bu yüzden Procase’e katılmak bir zorunluluktan çok, bilinçli bir tercih oldu. Süreci daha sağlıklı geliştirebilmek adına endüstri mühendisi olarak ilerledim ve bu bakış açısını sahadaki tecrübemle birleştirme imkânı buldum.
Kuşaklar arası bakış farkları karar süreçlerine nasıl yansıyor? Hiç fikir ayrılığı yaşadığınız oluyor mu? Nasıl çözüyorsunuz?
F.A: Elbette kuşak farkı zaman zaman bakış açılarında farklılık oluşturuyor. Bir taraf tecrübeyle, diğer taraf hız ve yenilik odaklı düşünebiliyor. Ama biz bunu bir çatışma değil, zenginlik olarak görüyoruz. Fikir ayrılığı olduğunda kişisel değil, işin doğrusu üzerinden konuşuyoruz. Veriye, sahaya ve sonuca bakarak ortak noktada buluşuyoruz. Bence asıl güç tam da burada ortaya çıkıyor.

Önümüzdeki dönemde Procase’te bizi hangi yenilikler bekliyor? E-ticaret tarafında büyüme stratejiniz nedir?
O.A: Önümüzdeki dönemde Procase’te daha fazla özel proje, daha fonksiyonel ürün grupları ve daha güçlü Ar-Ge odaklı çalışmalar göreceksiniz. Özellikle mobil kullanım, saha operasyonları ve profesyonel ekipman taşımacılığı tarafında yeni çözümler üzerinde çalışıyoruz. E-ticaret tarafında ise procase.market’i sadece bir satış kanalı olarak değil, markamızın dijital vitrini olarak görüyoruz. Burada ürün çeşitliliğini artırmak, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve hem yurt içi hem yurt dışı müşteri