Serap Güven : “Geçmişte Yaşananlar Kader Değildir, Sağlıklı İlişkiler Uyumla İlerler”

Serap Güven : “Geçmişte Yaşananlar  Kader Değildir,  Sağlıklı İlişkiler Uyumla İlerler” Serap Güven : “Geçmişte Yaşananlar Kader Değildir, Sağlıklı İlişkiler Uyumla İlerler”

Uzman Psikolog Serap Güven, Sağlıksız İlişkinin İşaretlerini Klass’a Anlattı Kurumsal hayattaki başarılı kariyerinin ardından çocukluğundan beri ilgi duyduğu psikoloji alanına yönelen Uzman Psikolog Serap Güven, yüksek lisansını davranış bilimleri alanında yaptıktan sonra psikoloji bölümünü de okuyarak uzman psikolog unvanını kazandı. Şu anda eğitimini klinik psikoloji alanında sürdürerek kendisini geliştirmeye devam eden Uzman Psikolog Serap Güven, seanslarında EMDR, hipnoz, kabul ve kararlılık terapisi, BDT gibi farklı ekollerden yararlanan ve özellikle aile ve çift terapisindeki başarısıyla dikkat çeken bir isim. Danışanlarının geçmişteki blokajlarını tespit ederek hedeflerine yönelik nasıl ilerleyebileceklerine odaklanan Serap Güven, kişilerin ancak öz farkındalıkları geliştirerek ve kurban rolünden sıyrılarak mutlu ilişkiler kurabileceklerini söylüyor. Uzman Psikolog Serap Güven ile sağlıklı ilişkiler kurmanın yollarını Klass okurları için Ramada Plaza By Wyndham İstanbul City Center’ın muhteşem atmosferinde konuştuk.  

Serap Hanım, öncelikle sizi daha yakından
tanıyarak psikoloji alanına nasıl adım attığınızı
öğrenebilir miyiz?

Ben on beş senedir bu mesleğin içerisindeyim ama tabii öncesinde 25 senelik bir kurumsal geçmişim var. İş hayatım bankacılıkla başladı, finansla ilerledi, İK ile devam etti. Psikolojiye geçiş yapma hikayem ise şöyle: Önce yüksek lisansımı davranış bilimleri alanında yaptım. Sonrasında psikoloji lisansımı aldım ve klinik alanda eğitim almaya devam ediyorum. Küçüklüğümden beri etrafımdaki insanların kurban rolünde olduklarını, hep bir şeylerden şikâyet ettiklerini görüyordum. Ancak sonuca baktığımda kimsenin çözüme ulaşmadığını, kendisini değiştirmeye yönelik hiçbir şey yapmadığını fark ettim. İnsanlar sorunu daima karşılarındaki kişiler üzerinden çözmeye çalışıyor. Şirkette çalıştığım dönemlerde de İK süreçlerinde de bunu çok gördüm. Herkes karşı tarafta sorun görüyor ama bu süreçte kendisiyle yüzleşmiyor. Bu farkındalıkla bu mesleğe yönelmem gerektiğini düşündüm. Kurumsal hayatta çalışırken bir yandan da danışanlarımla seanslar yapmaya başladım. Şu anda da online seanslar yapıyorum. Eğitimlerimi hem Türkiye’de hem yurt dışında aldım. Kendimi geliştirmek ve insanlara daha faydalı olmak adına hâlâ eğitim almaya devam ediyorum. Hayat çizgimde hep “ilaçsız reçete” anlayışını benimsedim. Spiritüel alanda da ilerliyorum, aynı zamanda EMDR, hipnoz, kabul ve kararlılık terapisi, BDT gibi ekolleri de kullanıyorum. Kişiye en uygun yöntemi belirleyerek ilerliyorum. Bireysel, çift ve aile terapisi alanlarında çalışıyorum. İlişkiler konusuna geldiğimizde en önemli şeyin insanın kendiyle olan ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bu konuları derinleştirdiğim “Bilinçli Bir İlişkinin İnşası” adlı kitabım 2025 Mayıs ayında çıktı. Kitapta kadın-erkek ilişkileri, insanın kendisiyle ilişkisi ve sanatçı psikolojisi gibi birçok konuya değindim.

“İLİŞKİYİ SEÇEN ZİHİN DEĞİL BİLİNÇALTIDIR”

Aslında ilişkilerdeki temel sorunların aileden gelen değersizlik, güven kaybı gibi durumlardan kaynaklandığını ve bunları fark edip çözmek gerektiğini söylüyorsunuz.
Evet, bunları çözmek gerekiyor. Aile değerlerimiz çok önemli. Hayatımızda düşünce, duygu ve davranışlardan sonra değerlerimiz gelir. Değerlerimiz aslında bizim inançlarımızdır. İnsanların kişisel gelişimde belli bir noktaya gelmesi zaman alabiliyor. Bunun için de kişinin kendisine zaman tanıması önemli.
Danışanlarda sıkça “Bende bir şey yok, bunu bana o yaptı” tarzı yaklaşımlar görüyorum. İnsanlar değişiyor ancak ilişkilerde yaşanılan şeyler birbirine benziyor. Çünkü ilişkiyi seçen zihin değil bilinçaltı. Bilinçaltı mutlu olanı değil tanıdık olanı seçer. Bu yüzden sevilmemeyi aşk sanırız, beklemeyi ise bağ sanırız. Oysa ilişki kader değildir, bir iç sistemin yansımasıdır. Ama önemli olan bunun temeline inmek. Kişi yaşadığı şeyleri kendine nasıl çektiğini sorgulamalı. Geçmişte yaşananlar kader değildir. Bir diğer anlamda insan kaderini yönlendirebilir. Bunun için de kişinin kurban rolünden çıkması, kendisini bir anlamda sorgulaması gerekir. İnsan, kendi çabasıyla bulunduğu noktadan çıkabilir ve hayatına yön verebilir.

‘Bilinçli Bir İlişkinin İnşası’ kitabınızı incelediğimizde bilinçli ve sağlıklı bir ilişkinin inşasından söz ettiğinizi görüyoruz. Bilinçli ve sağlıklı bir ilişkinin sırları nelerdir?
Öncelikle insanın kendiyle olan ilişkisini tamamlaması gerekiyor. Atalardan gelen kalıplar vardır. İnsan doğduğu yerden ve çevresinden etkilenir, bu bir gerçektir. Ama kader belli bir noktaya kadar yönlendirilebilir. Ben de zamanla kendi içsel çatışmalarımı yaşadım ve bunları çözmek için çalıştım. İnsanların çoğunda güvensizlik, değersizlik ve sevgisizlik gibi aileden gelen blokajlar olduğunu gördüm. Eğer kişi bunların üzerine gitmezse içsel olarak bir ilerleme de kaydedemez. Danışanlarımda da önce geçmişteki blokajları tespit edip hedeflerine yönelik nasıl ilerleyebileceklerine odaklanıyorum. İlişkilerinde yaşadıkları kısır döngülerden nasıl kurtulabileceklerini ve bunların bilinç altında yatan sebeplerini irdeliyoruz. Obsesif eğilimleri olan kişilerle de bu döngülerden çıkmaları için çalışmalar yapıyoruz. Aile kaynaklı sorunlar çok sık karşıma çıkıyor. Bu sorunların da üzerine gidiyoruz.

“İNSANLAR KENDİ FREKANSLARINI DEĞİŞTİRMEDİĞİ SÜRECE AYNI TİP İLİŞKİLERİ YAŞAMAYA DEVAM EDER”

Bu bahsettiğiniz etkenler bir ilişkiyi sağlıksız hale de getirebiliyor. Sağlıksız bir ilişki kendini nasıl gösterir?
Sağlıksız bir ilişki, kişinin karşı tarafa bağımlı olduğunu fark ettiğimizde ortaya çıkar. Bağımlı ilişkilerde saygı kaybolur. Kişi partnerini kaybetmemek adına aşırı fedakârlık yapar ve bu durum onu daha çok yıpratır. Karşı taraf da aslında bu durumu suistimal eder. Yani ilişkileri sağlıksız hale getiren aslında kişilerin kendileridir. “Hep aynı döngüye giriyorum” diyen çok fazla kişiyle karşılaşıyoruz. İnsanlar kendi frekanslarını değiştirmediği sürece aynı tip ilişkileri yaşamaya devam eder. Hepimiz birbirimize görünmez iplerle bağlıyız. İnsan kendine benzeyen kişileri çeker. Bağımlı ilişkileri de aslında kendimiz yaratırız ve bu durum zamanla toksik bir hal alır.

Kitabınızda kadın erkek ilişkilerinde karşılaşılan sorunlardan da söz ettiniz. Bu sorunlar nelerdir?
Güç savaşları en büyük sorunlardan biri. ‘Ben bilirim’ tartışmaları en sık karşılaştığımız durum. Aileler de bu sürece dahil olunca sorunlar artıyor. İlişkilerde sağlıklı iletişim için insanların birbirini yargılamadan dinlemesi çok önemli. Kimsenin hayatı kusursuz değil. Herkesin yaşadığı belli deneyimler var. Bu konuda bir denge sağlandığında kadın erkek ilişkileri çok daha sağlıklı bir hale gelebiliyor.

“AŞK GEÇİCİ, SEVGİ KALICIDIR”

Aşk mı uyum mu uzun vadeli ilişkilerde daha belirleyicidir?
Aşk çok kalıcı bir şey değildir. Aşk sırasında insanlar bazı gerçekleri görmez. Hayal dünyalarında kurdukları bir algıyla hareket ederler. Uyum ise çok daha önemlidir. Sağlıklı ilişkiler uyumla ilerler. Uyumda insanlar birbirlerinin alanlarına saygı gösterir. Uzun vadeli ilişkilerde aşk yerini sevgiye bırakır. Aşk geçici, sevgi kalıcıdır.

İlişkilerde açık iletişim ve dürüstlük hakkında neler söylersiniz?
Açık iletişim çok önemli. Kimse karşısındaki kişinin zihnini okuyamaz. Bu yüzden “ben dili” kullanarak duyguları ifade etmek gerekir. Sorun varsa konuşulmalı. Her şeyi içe atmak doğru değil. Bazen çok iyi görünen ilişkilerde çiftler aslında sessiz sabotaj denilen bir şey yaparlar. İlişkileri konuşmak yerine sineye çekmeyi, halının altına süpürmeyi tercih ederler. Sürekli bastırılan duygular zamanla psikosomatik rahatsızlıklara yol açabilir. Bu kişilerin seviyeli bir şekilde tartışması, duygu ve düşüncelerini dile getirmeleri çok önemli.

“HER ŞEYE RAĞMEN ÇİFTLER BİRBİRLERİ İÇİN ZAMAN VE FIRSAT YARATABİLMELİ”

Uzun vadeli ilişkilerde azalan heyecan ve romantizm nasıl yeniden canlandırılabilir?
Uzun vadeli ilişkilerde zamanla her şey rutinleşir. Heyecanı artırmak için yeni şeyler denenmeli. Her ilişkinin dinamikleri farklıdır. Çiftlerin birbirine zaman ayırması, jestler yapması önemlidir. Yoğunluk bahanesinin arkasına saklanmamak gerekir. Her şeye rağmen çiftler birbirleri için zaman ve fırsat yaratabilmeli. İlişkinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için saygı ve hoşgörü de büyük bir önem taşıyor. Ancak buradaki hoşgörüden kastımız sorunları ertelemek değildir. İlişkiye özel alanlar oluşturarak açık iletişim kurulmalı. Çiftler bu süreçte birbirlerini yargılamadan açık biçimde düşüncelerini ifade etmeli.