Zerrin Menteşeoğlu : “Kadınların Her Alanda Çok Başarılı Olduğuna Ve Pozitif Bir Enerji Getirdiğine İnanıyorum”

Zerrin Menteşeoğlu : “Kadınların Her Alanda Çok Başarılı Olduğuna Ve Pozitif  Bir Enerji Getirdiğine İnanıyorum” Zerrin Menteşeoğlu : “Kadınların Her Alanda Çok Başarılı Olduğuna Ve Pozitif Bir Enerji Getirdiğine İnanıyorum”

Başarılı İş Kadını Zerrin Menteşeoğlu,  Sosyal Sorumluluk Projelerini Ve Antika Tutkusunu Klass’a Anlattı Erkek egemen bir sektör olan sanayi alanında yaptığı başarılı çalışmalarla güçlü bir kadın figürü ortaya koyan Zerrin Menteşeoğlu, aynı zamanda sosyal sorumluluk alanındaki duyarlılığı ve çevreye karşı olan hassasiyetiyle de örnek olan bir iş kadını. Hem iş hayatında hem sosyal sorumluluk projelerinde daima aktif bir rol üstlenen ve özverili çalışmalarıyla toplumun dezavantajlı kesimlerine dokunan Zerrin Menteşeoğlu, aynı zamanda bir antika fincan tutkunu. Bu konuda çok özel eserleri barındıran zengin bir koleksiyona sahip olan Zerrin Menteşeoğlu, bu merakın kendisine anneannesinden miras kaldığını söylüyor. Başarılı iş kadını Zerrin Menteşeoğlu ile sosyal sorumluluk alanındaki faaliyetlerini ve kadınların yaşamdaki güçlü yönlerini Ramada Plaza By Wyndham İstanbul City Center’ın muhteşem atmosferinde Klass okurları için konuştuk.  

Zerrin Hanım, bir süre medyadan uzak kaldınız. Bu süreçle alakalı neler söylemek istersiniz?
Bu süreçte ticari hayatımızda bazı değişiklikler oldu. Bu sırada bazı kayıplarımız oldu. Dolayısıyla iki yıl kadar dergilere veya televizyonlara röportaj için maalesef ‘evet’ diyemedim. Ama yaklaşık yirmi yıl kadar önce yine Klass Magazin’de Muammer Kapucuoğlu ile beraber röportajlara başlamıştık. Tabii birçok dergiye de reklam verdiğimiz için sonra bunu diğer dergiler de takip etti. Şimdi iki yıl aradan sonra Muammer Bey, yeniden röportaj yapmayı teklif edince bu kez kabul ettim. Böylelikle de sizinle bir araya geldik. Bu vesileyle özellikle Muammer Bey’e teşekkür ediyorum.


“KIZILAY ANNELERİ OLARAK
DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIMIZA ULAŞMAYA ÇALIŞTIK”


Sizi sosyal sorumluluk konusundaki duyarlılığınız, sivil toplum örgütleriyle yaptığınız çalışmalar ile de tanıyoruz. Buna dair neler söylemek istersiniz?
Yaklaşık yirmi beş yıldır sanayi sektörüyle uğraşan bir aileyiz. Aynı zamanda Mercedes bayisiydik. Şimdi Mercedes’ten çıktık ama sanayide yine yangın söndürme ile ilgili çeşitli üretimlerimiz ve mümessilliklerimiz devam ediyor.
İstanbul Kızılay’ında beş yıl ana kademe yönetimde, beş yıl da kadın kolları başkanı olarak görev yaptım. Tabii bu arada çok proje yaptık. Ama Kızılay Annesi projesi özellikle kadın kollarımızın projesiydi. Yine kendi il yönetimimizin bir projesi kapsamında okullara Kızılay anneleri olarak hem katkı sağladık hem de dezavantajlı çocuklarımıza yaptığımız etkinliklerde sağladığımız gelirlerle elimizden geldiğince ulaşmaya çalıştık. Bazen okul olduk, bazen aşı olduk, bazen mont olduk, bazen ayakkabı olduk, bazen sokak hayvanlarına mama olduk. Yaklaşık beş yıl boyunca güzel projeler yaptığımıza inanıyorum.


Sizce kadınların bu sosyal yardım projelerindeki en güçlü yönü nedir?
Kızılay’dan önce Polis Derneği›nde de bir yöneticiliğim ve başkan yardımcılığım oldu. Ben kadınların girdiği her alanda çok başarılı olduğuna ve pozitif bir enerji getirdiğine inanıyorum. Tabii ki beylerimiz çok başarılı ama bizde Allah’ın verdiği bir annelik duygusu ve merhamet var. Ki son zamanlarda buna da çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Yani bir annenin çocuğuna gösterdiği merhameti hem insanlara karşı hem hayvanlara karşı, belki çiçeğe böceğe karşı, yani yaratılan her şeye karşı gösterdiğine inanıyorum. Annelerimizin özellikle yetişen nesiller üzerinde çok etkili olduğunu düşündüğüm için STK’da da çok yoğun bir şekilde olmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu bir bayrak yarışı. Çok başarılı kadın STK›larımız var. İnşallah gençlerimize de örnek oluruz. Bu bayrağı alıp daha da ileriye taşırlar.


Zerrin Hanım, bir antika merakınız ve ilginiz olduğunu biliyoruz ve özel bir koleksiyonunuz da var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
2004 yılından beri antika değeri olan fincanlar almaya başladım. Ama tabii fincan haricinde de satın aldığım bazı eserler var. Antikayı seviyorum. Rahmetli anneannem meraklıydı, belki oradan kalan bir miras bize. Rahmetli anneannemin fincanları vardı. Kendisi Fransızca öğretmeniydi. Özellikle yurt dışına gittiği zaman çok güzel fincanlar alıp gelirdi. Vitrine koyar, bize de pek elletmezdi. Biz de onlara hayran hayran bakardık. Muhtemelen oradan gelen bir şey. Ama bu merak bende 2004’ten sonra zirve yaptı. Beğendiğim fincanları almaya başladım. Üç yüzden fazla fincanım var. Onun yanında farklı eserlerim de var. Seviyorum o geçmişi, o yaşanmışlığı.



Sokak hayvanları konusunda da özel bir duyarlılığınız olduğunu görüyoruz. Son olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?
Evet, benim evimde beş tane kedim var. Bahçemde de baktığım bir on beşten fazla kedi daha var. Bu arada ara ara vakit buldukça özellikle kırsal bölgelere gidip sokak hayvanlarını, köpeklerimizi besliyoruz. Gönüllü gruplara katılıyorum. Yani herkesin de bu canlılara sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklar ve hayvanlar konusunda özel bir hassasiyetim var.