Sabit Akkaya : “Sabit Akkaya İmzası; Aynı Kaliteyi, Aynı Disiplini Ve Aynı Özeni Temsil Eder”
Ünlü Saç Stilisti Sabit Akkaya, başarıyı tek bir kırılma anına değil, konfor alanından çıkmaya, tutarlılığa ve uzun soluklu hayallere bağladığını vurgularken, otel kuaförlüğünde güven, hijyen ve disiplinin marka omurgası olduğunu; müşteri sadakatinin ise dayatma değil, dinleme kültürüyle kurulduğunu anlatıyor. Hızlı büyümeye mesafeli durarak kaliteyi korumanın, ekipte adalet ve sadakatin önemini öne çıkaran Akkaya, Z kuşağıyla kurduğu bağı samimiyet ve ortak üretimle açıklıyor. Pandemi döneminde geliştirdikleri Hygiene Point modeliyle krizi fırsata çevirdiklerini belirten Akkaya, 2026 saç trendlerinde doğallık, bakım ve “fısıldayan” bir şıklığın öne çıkacağını söylüyor. Ünlü Saç Stilisti Sabit Akkaya ile Çırağan Sarayı’nın muhteşem ambiyansında Klass okurları için keyif dolu bir röportaj gerçekleştirdik.
Aslında tek bir kırılma noktası yok. Ama şunu net söyleyebilirim: “Ben oldum” demediğim her an beni bir adım ileri taşıdı. Nişantaşı’nda küçük bir salonda başladım ama hayalim hep büyük ve uzun solukluydu. En önemli dönüm noktası; konfor alanımda kalmak yerine, daha zor olanı seçmem oldu. Otel kuaförlüğü tam da böyle bir alandı. Riskliydi ama disiplin, kalite ve süreklilik istiyordu. Ben de bu dili çok iyi anladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, o küçük salonda kurduğum hayalin hâlâ içimde aynı heyecanla yaşadığını görüyorum.
Otel kuaförlüğü çok niş ve zor bir alan. Sabit Akkaya markasını bu kadar güçlü ve güvenilir kılan temel değerler sizce neler?
Otel kuaförlüğünde misafir sadece saçını değil, zamanını, konforunu ve mahremiyetini de emanet eder. Bu nedenle bizim için en temel değer tutarlılık. Hangi salonda olursanız olun, Sabit Akkaya imzası aynı kaliteyi, aynı disiplini ve aynı özeni temsil eder. Hijyen, gizlilik ve yüksek hizmet standardı bu işin vazgeçilmezleridir. Bu güven duygusu bir günde oluşmaz; yıllar içinde sessizce, istikrarla inşa edilir.
‘BİZ KİMSENİN SAÇINI “KENDİ İSTEDİĞİMİZ GİBİ” YAPMADIK, HEP ONA YAKIŞANI YAPTIK’
Bugün neredeyse üç kuşağın saçını emanet ettiği bir marka oldunuz. Müşteri sadakatini bu kadar uzun soluklu kılmanın sırrı nedir?
Dinlemek. Gerçekten dinlemek. İnsanlar saçtan çok anlaşılmak ister. Moda olan bir tarzı dayatmak yerine, misafirin hayatına, yaşına, karakterine saygı duyarsanız bağ kurarsınız. O bağ da yıllar içinde sadakate dönüşür. Biz kimsenin saçını “kendi istediğimiz gibi” yapmadık, hep ona yakışanı yaptık. Bir çocuğun annesinin oturduğu koltuğa yıllar sonra kendisinin oturması, bu işin en kıymetli ödülü.
“Başarı ekip işidir” diyorsunuz ve 30 yıllık çalışanlarınız var. Güçlü ve kalıcı bir ekip kurmak isteyen genç kuaförlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Önce adil olun. Sonra sabırlı. Ekip yönetmek, makas kullanmaktan daha zor. İnsanları sadece çalışırken değil, zor zamanlarında da sahiplenirseniz bağ kurulur. Bir de şunu unutmamak lazım: İyi ekip, sürekli değişen ekip değildir. Benim için ekip, iş arkadaşından çok daha fazlasıdır; birlikte büyüdüğünüz bir yol arkadaşlığıdır.
Hızlı büyümenin beraberinde riskler getirdiğini de sıkça vurguluyorsunuz. Bir markayı büyütürken ‘haddini bilmek’ sizce ne anlama geliyor?
Her fırsat doğru fırsat değildir. Sırf büyümek için büyümek markayı yorar. Haddini bilmek; kaliteyi koruyamayacağın yere girmemek, kontrol edemeyeceğin alanlarda “hayır” diyebilmektir. Ben hâlâ bazı tekliflere hayır diyorsam, sebebi budur. Bazen durmak, en doğru ilerleme biçimidir.
‘ÜNİVERSİTELERDE VAR OLMAMIZIN SEBEBİ SADECE MARKA GÖRÜNÜRLÜĞÜ DEĞİL; BU MESLEĞİN GENÇLER İÇİN GERÇEK BİR GELECEK OLDUĞUNU ANLATMAK’
Üniversitelerle yaptığınız iş birlikleri ve Z kuşağının Sabit Akkaya markasına gösterdiği ilgi dikkat çekiyor. Gençlerle bu kadar güçlü bir bağ kurabilmenizin sebebi sizce ne?
Z kuşağı çok net; samimiyetsiz olanı hemen ayırt ediyor. Onlara yukarıdan bakmadan, “biz biliriz” demeden yaklaşmak gerekiyor. Üniversitelerde var olmamızın sebebi sadece marka görünürlüğü değil; bu mesleğin gençler için gerçek bir gelecek olduğunu anlatmak. Onları dinliyoruz, fikirlerine alan açıyoruz ve birlikte üretiyoruz. Gençlerin enerjisi beni dinç tutuyor; onlarla temas ettikçe bu işi neden ilk günkü heyecanla yaptığımı hatırlıyorum.
Pandemi sürecinde aldığınız hijyen ve denetim kararları global ölçekte örnek oldu. Kriz dönemleri sizce bir marka için tehdit mi yoksa fırsat mı?
Kriz doğru yönetilirse fırsat olur. Kriz anında refleks değil, vizyon konuşur. Biz o dönemde “minimumu” değil, maksimum güveni hedefledik. Hatta yurt dışında bile eşi benzeri pek görülmemiş bir çalışma ortaya koyduk. Geliştirdiğimiz Hygiene Point konsepti, sadece kendi salonlarımız için değil; sektör genelinde örnek alınan bir model haline geldi. Bu süreçte yurt dışından araştırmacılar gelerek sistemimizi yerinde inceledi, birçok farklı alana ilham verdi. İnsan sağlığı söz konusuysa, hiçbir karar ticari değildir.
“SAÇ ‘BAKIMLI’ GÖRÜNMEK ZORUNDA. GÜZELLİK ARTIK BAĞIRMIYOR, FISILDIYOR”
2026 saç trendlerine baktığınızda bizi neler bekliyor? Kesim, renk ve doku anlamında hangi stiller öne çıkacak?
Keskin ama yumuşak formlar geliyor. Doğal dokular korunacak ama daha temiz kesimlerle. Renk tarafında abartıdan uzak, saçın sağlığını öne çıkaran tonlar ön planda olacak. Saç “bakımlı” görünmek zorunda. Güzellik artık bağırmıyor, fısıldıyor.
Doğallık mı, iddia mı? 2026’da kadın ve erkek saçlarında hangi yaklaşım daha baskın olacak?
Doğal ama güçlü. Göze sokulan iddia yerine, ‘ben buradayım’ diyen bir duruş. Kadınlarda da erkeklerde de yapaylık geri planda kalacak. İnsan kendisiyle barıştığında, saç da bunu yansıtıyor.
Son olarak; trendleri takip etmek ile kişisel imzayı korumak arasında denge kurmak zor. Sizce bir saç stilisti modayı mı takip etmeli, yoksa modayı mı yaratmalı?
Önce anlamalı, sonra yorumlamalı. Moda birebir kopyalanmaz. Saç stilisti modayı alır, kişiye göre yeniden yazar. Asıl imza da orada ortaya çıkar. Çünkü gerçek stil, başkasında değil; aynaya baktığınızda sizi anlatandır.