Nihal Kurt : “Hayattaki En Büyük Aşkım Önce Oğlum, Sonra Da Mesleğim Doktorluk”
Dr. Nihal Kurt Kliniği Kurucusu Dr. Nihal Kurt, Sevgi Kavramının Kendisi İçin Ne İfade Ettiğini Klass’a Anlattı Hekimlik mesleğinde sahip olduğu 34 yıllık bilgi ve tecrübe ile bütüncül tıp alanında biyorezonans terapileri gerçekleştiren ve bu zamana kadar sayısız kişinin bağımlılıklarından kurtularak hayatında yeni bir sayfa açmasına vesile olan Dr. Nihal Kurt, Nikola Tesla’nın yüz yıl önce söylediği: “Evrenin sırrı frekanstır” sözünden hareketle, frekans terapileri konusundaki bilimsel çalışmaları da yakından takip ediyor. Bu alanda sürekli olarak eğitimlere katılan ve kendisini aktif bir şekilde geliştirmeye devam eden Dr. Nihal Kurt, hayattaki en büyük aşkının önce oğlu Kenan Tunç Güney, sonra da mesleği olduğunu söylüyor. Dr. Nihal Kurt Kliniği Kurucusu Dr. Nihal Kurt ile işine olan tutkusunu, oğluna olan sevgisini Klass okurları için konuştuk.
Ben otuz dört yıllık tıp doktoruyum. Dokuz yıldır da bütüncül tıp alanındayım. Biyorezonans terapileri yapıyorum, özellikle bağımlılıklarla çalışıyorum. Bütüncül tıp benim aşkım, biyorezonans benim aşkım. Bu iki alanı çok seviyorum. Otuz dört yıllık hekim olmama rağmen hâlâ yirmi dört yaşında tıp fakültesinden mezun olduğum ilk günkü aşkla ve sevgiyle çalışıyorum. Bağımlılık tedavilerinde özellikle şunu söylemek isterim: Tabii ki insanlar işlerini para kazanmak, hayatlarını idame ettirmek için yapar. Ama bunun yanı sıra, özellikle bağımlı ailelerinden o kadar çok dua ve o kadar çok olumlu geri dönüş oluyor ki, bunun benim için parayla ölçülebilir bir karşılığı yok. Ben aynı zamanda bir anneyim. Bir oğlum var, geçen hafta yirmi yaşına girdi. İtalya’da, Torino Politeknik Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okuyor. Biz babayı oğlum dört yaşındayken trafik kazasında kaybettik. Kendisi de doktordu. Dolayısıyla ben on altı yıldır hem anneyim hem babayım. Tek evladım var ve o benim bu hayattaki en büyük hazinem. Her zaman söylerim: Bütün dünya bir tarafa, oğlum bir tarafa. Dolayısıyla oğlumla ilgili şunu söyleyebilirim. Annelik bu hayatta yaptığım en iyi şey. İkinci sırada da işim geliyor.
“İNSAN SADECE BİR
BEDENDEN OLUŞMUYOR”
İşinizde daha iyiye ulaşabilmek için
neler yapıyorsunuz?
Dediğim gibi otuz dört yıldır tıp doktoruyum. Ben bu dünyaya şifacı olarak gelmişim. Tıp okumam da bunun üzerine çok büyük bir artı oldu. Artık dünya bütüncül tıbba gidiyor. Çünkü insan sadece bir bedenden oluşmuyor; beden, ruh ve zihin dediğimiz üç bölümden oluşuyor. Bu üçünü birden tedavi edemezsek gerçekten kalıcı ve köklü bir iyileşme gerçekleşmiyor. Ben de bu yüzden bütüncül tıbba geçtim. Bütüncül tıpta da biyorezonans, yani frekans terapileri alanındayım. Nikola Tesla’nın yüz yıl önce söylediği gibi: “Evrenin sırrı frekanstır.” Bizim yaptığımız tedavi de tamamen frekans tedavisidir. Günün birinde her şeyin sadece frekansla çözüleceğini çok iyi biliyorum ve bizler de bunun öncülüğünü yapmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyacağız.
Oğlunuzla nasıl vakit geçirirsiniz?
Öncelikle oğlumla çok gurur duyuyorum. Günümüzde biliyorsunuz gençler biraz haylaz olabiliyor ama oğlum gerçekten çok beyefendi, çok aklı başında ve benim gibi sakin bir delikanlı. Okulunda çok başarılı. Daha önce kolejde ve fen lisesinde okudu, şimdi de İtalya’da bir devlet üniversitesini kazandı. Biz birlikte konserlere ve tiyatrolara gideriz, tenis oynarız, çok film izleriz. Ardından filmleri birlikte tartışır, eleştiririz. Sohbetlerimiz çok derindir. Bilgi birikimi yüksek, kültürlü ve donanımlı bir delikanlıdır. Siyaset konuşuruz, felsefe konuşuruz, hayata dair konuşuruz. O yüzden zaman bizim için birlikte çok güzel akıyor.
“SEVGİ BENİM İÇİN
FEDAKÂRLIK VE VEFAYLA
EŞ DEĞER BİR KAVRAM”
Önümüzde 14 Şubat Sevgililer Günü var. Sevgi kavramı sizin için ne ifade ediyor?
Benim için sevgi öncelikle fedakârlık demek. Bir şeyi seviyorsanız ister insan olsun ister hayvan ya da maddi bir şey, hiçbir karşılık beklemeden sevmek gerekir. Sevgi benim için fedakârlık ve vefayla eş değer bir kavram. Birçok insan bu tür özel günlere çok sıcak bakmıyor ama ben seviyorum. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Kadınlar Günü… Bunlar hayatımızdaki küçük ama güzel vesileler. Elbette her zaman birbirimizi seveceğiz, sayacağız, zaman ayıracağız ama bu günler ekstra bir hatırlatma oluyor. İnsanları birbirine yaklaştırıyor, küçük romantik ve sevimli sürprizler için fırsat yaratıyor. Bu yüzden 14 Şubat’ı da seviyorum. Benim en büyük aşklarım oğlum, işim, danışanlarım ve hastalarım. Bir de kedim var, onu da çok seviyorum. Bunlar beni çok mu