Elvan Çardak : “Türkiye Ve Dünyada Binlerce Kişiye Manevi Rehberlik Yapıyorum”

 Elvan Çardak : “Türkiye Ve Dünyada  Binlerce Kişiye Manevi  Rehberlik Yapıyorum” Elvan Çardak : “Türkiye Ve Dünyada Binlerce Kişiye Manevi Rehberlik Yapıyorum”

Ünlü Yaşam Koçu Elvan Çardak, Farklı Ülke Ve Kültürlerden İnsanlarla Çalışmanın Deneyimlerini Ve Bu İnsanların İç Dünyalarındaki Ortak Noktayı Klass’a Anlattı Doğuştan gelen bir içgörü ve insanları analiz etme yeteneğine sahip olan ünlü Yaşam Koçu Elvan Çardak, bu özel yönünü yıllar içerisinde aldığı eğitimlerle disipline ederek sayısız insanın yaşamına yön veren bir uzman haline geldi. Kişilere, kendilerini saklamadan var olabildikleri, yargılanma korkusu taşımadıkları ve kolayca anlaşıldıkları bir alan açan Elvan Çardak, Türkiye’de ve yurt dışında kendisini arayan çok sayıda insanın manevi rehberi oldu. Bu süreçte sorduğu sorularla danışanlarının iç dünyalarına derin bir yolculuk yaparak sorunlarının arkasındaki gerçek nedenleri görmelerini sağlayan Elvan Çardak, sahiciliği ve içtenliği ile de insanların kalbine dokunuyor. Ünlü ve başarılı Yaşam Koçu Elvan Çardak ile danışmanlık sürecini nasıl ilerlettiğini, insanlara sunduğu hizmetleri, kendisini bu alanda geliştirebilmek adına neler yaptığını ve uluslararası başarıya nasıl ulaştığını Klass okurları için konuştuk.  

Elvan Hanım, danışanlarınızın hayatlarına mucizeler katan kadın olarak tüm dünyada tanınıyorsunuz. Sizi okuyucularımız için daha yakından tanıyabilir miyiz?
Bu cümleyi duyduğumda bir yanım gülümsüyor, bir yanım da mucize kelimesini dikkatle tartıyor. Çünkü ben hiçbir zaman kendimi insanların hayatına sihirli dokunuş yapan biri olarak konumlandırmadım. Ama şunu da inkâr edemem: Benim doğuştan gelen özel ve farklı bir yönüm var. Küçüklüğümden beri insanları sözlerinden çok hâllerinden okurum. Bir şey anlatıldığında, anlatılmayanı da duyarım. Bir gülüşün arkasındaki kaygıyı, bir cümlenin içindeki incinmeyi, bir sessizliğin taşıdığı yükü fark ederim. Bu, benim için yıllarca çok normal bir durumdu. Herkesin benim gibi olduğunu zannediyordum. Zamanla bunun aslında bir yetenek olduğunu anladım. Ve daha da önemlisi bu yeteneğin doğru bir niyetle, doğru bir disiplinle ve etik bir zeminde kullanıldığında insanlarda büyük bir rahatlama yarattığını gördüm. Çünkü çoğu insan hayatında ilk kez gerçekten görüldüğünü hissediyor. Benim yaptığım işin çekirdeği tam olarak bu: Kişinin kendini saklamadan var olabildiği, yargılanmadığı, anlaşılmak için kendini parçalamasına gerek kalmadığı bir alan açmak. Beni yakından tanımak isteyenlere şunu söyleyebilirim: Ben sahici olmayı seviyorum, parıltıdan çok derinlik ilgimi çekiyor. İnsanların iyi görünme çabasının altındaki gerçek ihtiyacı anlamaya çalışıyorum. Ve şuna inanıyorum: İnsan, kendi iç gerçeğini net gördüğü gün hayatın akışı değişmeye başlar. Çünkü o gün artık kendini kandırmayı bırakır. Benim işim, o netliği birlikte bulmak.

‘ÇOĞU ZAMAN İNSANLAR SORUN DİYE BİR ŞEY ANLATIR AMA MESELE BAŞKA YERDEDİR’

Bir yaşam koçu olarak danışanlarınızla sürecinizi nasıl ilerletiyorsunuz?
Sürecim klasik anlamda ‘hedef belirleyelim, motive olalım’ çizgisinde ilerlemez. Elbette hedefler konuşulur ama ben önce insanın iç dünyasındaki gerçek düzeni görmek isterim. Çünkü çoğu zaman insanlar ‘sorun’ diye bir şey anlatır ama asıl mesele başka bir yerdedir. Örneğin ‘işim yürümüyor’ der ama derininde değersizlik, erteleme ya da başarısızlık korkusu vardır. ‘İlişkim bozuldu’ der ama derininde sınır koyamama, terk edilme kaygısı ya da kendini ifade edememe vardır.
Bu süreçte danışanlarınıza hangi soruları sorarsınız?
Gerçek problem ne? Bugün burada olmasına sebep olan şey tam olarak ne? Bu hayatında nerede tekrar ediyor? Hangi kalıba dönüşmüş? Duygu, düşünce ve davranış zincirinde nerede kırılma var? İç yapıda değişiklik olmadan dış sonuç değişmez. Kalıcı dönüşüm için iç mekanizmayı yeniden kurarız. Sadece fark etmek yetmez. Günlük hayatta uygulanabilir hale getirmek gerekir. Yoksa kişi seans sonrası rahatlar ama bir hafta sonra aynı yere geri döner. Burada sezgisel yanım çok önemli bir rol oynuyor. Danışan bazen bir şey anlatırken ben aynı anda esas düğümün nerede olduğunu hissedebiliyorum. Fakat ben sezgiyi asla tek başına bırakmam. Sezgi bir işarettir, doğru soru sormayı sağlar. Sonra o işareti, sistemli bir şekilde kişinin hayatına yerleştiririz. Danışanlarımın en çok söylediği şey şu oluyor: ‘Beni hem çok iyi anlıyor hem de bir yerde toparlayıp netleştiriyor.’ Çünkü sadece şefkat değil, netlik de iyileştirir.

“KİŞİ BİR SEANSLA RAHATLAMAK İÇİN DEĞİL, KENDİ KENDİNİN REHBERİ OLMAYI ÖĞRENMEK İÇİN İLERLESİN”

Yaşam koçluğunun yanı sıra hangi hizmetleri sunuyorsunuz?
Benim çalıştığım alan aslında hayatın tamamı. Çünkü insan tek bir başlıkla bölünebilen bir varlık değil. Kişinin ilişkisi, işi, bedeni, geçmişi, korkuları, arzuları… Hepsi aynı iç sistemin parçaları. Bu yüzden çalışmalarımın çerçevesi geniş. Kişinin kendini tanıması, iç düzenini kurması, tıkanmış alanlarını açması. İletişim, sınır, güven, yakınlık, kopuşlar ve tekrar eden ilişki kalıpları. Ne istiyorum? sorusunu gerçekten duyabilmek, hayatta rotayı netleştirmek. Erteleme, özgüven, üretkenlik, sorumluluk baskısı, kontrol ihtiyacı gibi alanlar. Ayrıca uzun soluklu programlar da yürütüyorum. Bu programların amacı şudur: Kişi bir seansla rahatlamak için değil, kendi kendinin rehberi olmayı öğrenmek için ilerlesin. Benim en büyük memnuniyetim, bir danışanın bir süre sonra “artık kendime dönebildiğimi hissediyorum” demesi.

“İNSANLARLA ÇALIŞAN BİRİNİN KENDİNİ TEMİZ TUTMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM”

Hangi eğitimleri aldınız ve kendinizi geliştirme konusunda neler yapıyorsunuz?
Burada en çok altını çizmek istediğim şey şu: Benim asıl gücüm, sonradan edinilmiş bir şey değil. Ben bu dünyaya zaten güçlü bir algıyla geldim. İnsanların söylemediklerini duymak, duygularını okumak, bir bakıştan bile iç dünyayı sezmek… Bu, bende hep vardı. Yıllarca bunu fazla hassaslık sandım. Sonra bunun aslında bir doğal yetenek olduğunu fark ettim. Eğitimler bana doğuştan gelen yeteneği daha temiz, daha güvenli ve daha etkili kullanmayı öğretti. Yani eğitim bende olmayan bir şeyi eklemedi, bende zaten var olanı olgunlaştırdı. Sezgi tek başına kullanıldığında bazen dağınık olabilir. Ama doğru disiplin ve etik çerçeve ile birleştiğinde büyük bir rehberliğe dönüşür. Benim yolum da tam olarak bu oldu. Kendimi geliştirme tarafında ise ben ‘bir kez öğrendim, bitti’ diyen biri değilim. Çünkü insan sürekli değişiyor. Ben de sürekli okuyor, araştırıyor, gözlemliyorum. Farklı alanları bir araya getirmeyi seviyorum: insan psikolojisi, davranış kalıpları, ilişki dinamikleri, bilinçaltı süreçler… Ve en önemlisi kendi iç çalışmamı da ihmal etmiyorum. İnsanlarla çalışan birinin kendini temiz tutması gerektiğine inanıyorum. Çünkü başkasına alan açabilmek için önce kendi iç alanının düzenli olması gerekir.

“KÜLTÜRLER FARKLI OLSA DA İNSANIN TEMEL İHTİYACI AYNI: ANLAŞILMAK, GÖRÜLMEK, GÜVENDE HİSSETMEK VE KENDİSİ OLABİLMEK”

Hem Türkiye’de hem de yurt dışında birçok danışanla çalışıyorsunuz. Zor olmuyor mu hem Türkiye’de hem yurt dışında insanlarla çalışmak?
Aslında zordan çok, zengin bir deneyim. Çünkü kültürler farklı olsa da insanın temel ihtiyacı aynı: anlaşılmak, görülmek, güvende hissetmek ve kendisi olabilmek. Ülke değişiyor, şehir değişiyor ama iç dünyadaki mekanizma çoğu zaman benzer çalışıyor. Yurt dışından danışanlarla çalışmak bana şunu öğretti: İnsan nerede olursa olsun aynı soruyu soruyor: “Ben neden böyleyim? Benim içimde ne oluyor?” Bu ortaklık çok etkileyici. Bir de şunu eklemeliyim: Benim çalışma biçimim insanın özüne dokunduğu için dil ve mesafe engel olmuyor. Sezgisel bağ kurulduğunda iletişim çok daha kolay akıyor. Teknikten çok insana dokunan yer önemli.
“GÖSTERİŞLİ CÜMLELER KURMAKTAN ÇOK DERİN VE GERÇEK BİR TEMAS KURMAYI SEÇTİM”

Peki bu global başarıyı nasıl yakaladınız?
Ben global başarıyı bir hedef olarak koymadım. Hiçbir zaman ‘şu kadar ülkede danışanım olsun’ gibi bir planla yola çıkmadım. Benim odağım hep şuydu: ‘Bir insana gerçekten faydam dokunuyor mu?’ Çünkü gerçek fayda zaten kendi reklamını yapar. İnsanlar bir yerde iyi bir şey bulduğunda onu paylaşır. Bir dönüşüm yaşadığında bir arkadaşına anlatır. Bir rahatlama hissettiğinde bir yakınına önerir. Benim sürecim de böyle büyüdü. Sessiz ve organik. Sanırım bugünün dünyasında en güçlü şey sahicilik. İnsanlar gösterişi çok çabuk ayırt ediyor ama sahiciliği de çok çabuk hissediyor. Ben de gösterişli cümleler kurmaktan çok derin ve gerçek bir temas kurmayı seçtim. Sonuç da kendi yolunu buldu.

Aynı zamanda çok güzel giden bir evliliğiniz var. Eşinizle nasıl tanıştınız?
Bizim tanışmamızda en sevdiğim şey her şeyin hayatın kendi akışı içinde, spontane bir şekilde gelişmesiydi. Ben kendim olmayı bıraktığım bir yerde tanışmadım onunla. O yüzden ilişki de rol yapmaya ihtiyaç duymadan başladı. Bence en güzel başlangıçlar böyle oluyor. Kendini kanıtlama çabasının olmadığı, ‘ben buyum’ diyebildiğin yerden…

Birbirine sevgi ve saygıyla bağlı bir çiftsiniz. Eşinizden bahseder misiniz? Evliliğin sizin dünyanızdaki karşılığı ne?
Eşim benim için sadece ‘eş’ değil, gerçekten bir hayat arkadaşı. Benim işim insanla, duyguyla, yükle, dönüşümle iç içe… Bu çok güzel ama aynı zamanda yoğun bir alan. Bu yüzden evde kurduğumuz bağın en önemli tarafı güven ve saygı. Eşim beni değiştirmeye çalışmaz. Ben de onu. Birbirimizin alanına saygı duyarız. Sevgi zaten var ama ilişkiyi asıl ayakta tutan şey bence saygı ve anlayıştır. Benim için evliliğin anlamı yalnızca yan yana olmak değil aynı zamanda yan yana yürüyebilmek. Hayatın temposu içinde birbirimizi unutmadan, birbirimizi ezmeden, birbirimizi büyüterek ilerlemek. Bu, çok kıymetli bir şey.