Duygu Derin : “Terapi ‘İlişkiyi Kurtarma’ Yeri Değildir; Terapi, ‘En Doğru Kararı Verme’ Yeridir”

Duygu Derin : “Terapi ‘İlişkiyi Kurtarma’ Yeri Değildir; Terapi, ‘En Doğru Kararı Verme’ Yeridir” Duygu Derin : “Terapi ‘İlişkiyi Kurtarma’ Yeri Değildir; Terapi, ‘En Doğru Kararı Verme’ Yeridir”

Ünlülerin psikoloğu olarak tanınan Psikolog Duygu Derin, çift terapisinde en sık karşılaşılan sorunların kronik iletişimsizlik, cinsel isteksizlik, kök aile müdahaleleri ve aldatma gibi güven sarsıcı olaylar olduğunu, ancak tüm bu başlıkların altında aslında “görülmeme” ve “duygusal ihtiyaçların karşılanmaması” hissinin yattığını vurguluyor. Duygu Derin’e göre çiftler çoğu zaman haklılık savaşı verirken asıl ihtiyaçları olan güvenli bağlanmayı gözden kaçırıyor; terapi sürecinde ilk hedef, partnerleri düşman gibi değil aynı takımın oyuncuları gibi konumlandırmak ve “sen dili”nden “ben dili”ne geçerek savunmaları indirmek. Psikolog Duygu Derin ile çift terapisine dair merak edilenleri Klass okurları için konuştuk.  

Duygu Hanım, çift terapisine başvuran çiftlerde en sık karşılaştığınız problem alanları nelerdir ve bu sorunların temelinde genellikle ne yatıyor?
Genellikle çiftler; kronikleşmiş iletişimsizlik, cinsel isteksizlik, kök aile müdahaleleri veya güven sarsıcı olaylar (aldatma gibi) şikayetiyle gelirler. Ancak buzdağının görünmeyen kısmına indiğimizde, bu sorunların temelinde “duygusal ihtiyaçların karşılanmaması” ve “görülmeme hissi” yatar. Partnerler genellikle birbirlerine “Sen şunu yapmıyorsun” diyerek saldırırlar, oysa asıl söylemek istedikleri: “Benim burada olduğumu fark etmiyor musun ve hala benim için orada mısın?” sorusudur. Temelde yatan şey, güvenli bağlanma ihtiyacının sarsılmasıdır.

‘ALDATMA GİBİ BÜYÜK TRAVMALARDAN SONRA İLİŞKİ HİÇBİR ZAMAN ESKİSİ GİBİ OLMAZ; AMA BAZEN ESKİSİNDEN DAHA DÜRÜST VE DERİN BİR BAĞA DÖNÜŞEBİLİR’

İletişim problemleri yaşayan çiftler için terapide ilk olarak hangi farkındalıkları kazandırmayı hedefliyorsunuz?
İlk hedefimiz, çiftin “haklılık savaşından” çıkıp “anlama çabasına” geçmesini sağlamaktır. İletişim sadece konuşmak değil, partnerinin sessizliğini bile doğru okuyabilmektir. Terapide kazandırmaya çalıştığım ilk farkındalık; partnerlerin birbirini “düşman” değil, “aynı takımın oyuncuları” olarak görmeleridir. Şunu fark etmeleri çok kıymetli: Sorun partnerin değil, sorun ikinizin arasındaki o döngü. Kişi, “Sen dili” ile suçlamak yerine, kendi duygusunu ifade etmeyi öğrendiğinde (örneğin; “Sen beni ihmal ediyorsun” yerine “Bu aralar kendimi biraz yalnız hissediyorum”) savunma duvarları iner ve gerçek temas başlar.

Aldatma, güven kaybı ya da duygusal kopukluk yaşayan çiftlerde iyileşme mümkün mü? Bu süreç nasıl ilerliyor?
Kesinlikle mümkün, ancak bu yolculuk “eski ilişkiye dönmek” değil, “enkazın üzerine yeni bir bina inşa etmek” yolculuğudur. Aldatma gibi büyük travmalardan sonra ilişki hiçbir zaman eskisi gibi olmaz; ama bazen eskisinden daha dürüst ve derin bir bağa dönüşebilir. Bu süreç; yüzleşme ve şeffaflıkla, yani acının kabul edilip sarsılan güvenin dürüstlükle onarılmaya başlanmasıyla; ardından anlamlandırmayla, bu krizin neden yaşandığını ve ilişkinin hangi boşluklarından sızdığını sorgulamakla; son olarak da yeniden bağlanmayla, bağışlamanın ötesine geçip yeni bir “biz” tanımı oluşturmakla ilerler.

Cinsel terapi, evlilik ve aile terapisiyle birlikte ele alındığında çift ilişkisinde nasıl bir dönüşüm yaratıyor?
Cinsellik, bir ilişkinin barometresidir. Duygusal dünyada ne oluyorsa, yatak odasında onun yansımasını görürüz. Evlilik terapisiyle duygusal yakınlığı onarırken, cinsel terapiyle bu yakınlığı bedensel bir kutlamaya dönüştürüyoruz. Cinsel terapiyi sürece dahil ettiğimizde, çiftler arasındaki “performans kaygısı” yerini “haz ve paylaşım odaklı” bir iletişime bırakıyor. Bu bütüncül yaklaşım, çiftin sadece “anne-baba” ya da “ev arkadaşı” değil, aynı zamanda birbirini arzulayan “iki yetişkin birey” olduğunu hatırlatıyor.

“İlişkiyi kurtarmak mı yoksa sağlıklı bir şekilde ayrılmak mı?” sorusu terapide nasıl ele alınıyor?
Terapi her zaman “ilişkiyi kurtarma” yeri değildir; terapi, “en doğru kararı verme” yeridir. Benim buradaki görevim çift adına karar vermek değil, onların önündeki sisi dağıtmaktır. Eğer taraflardan biri tamamen duygusal yatırımını çekmişse veya ilişkide psikolojik/fiziksel şiddet kronikleşmişse, “sağlıklı bir ayrılık” da terapinin başarılarından biri sayılabilir.