Derya Gönüllü : “İleri Üretim Teknolojilerine Yaptığımız Yatırımlarla Kaynak Verimliliğini Artırıyoruz”
Derya Gönüllü : “İleri Üretim Teknolojilerine Yaptığımız Yatırımlarla Kaynak Verimliliğini Artırıyoruz”
Derya Thermoform Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Derya Gönüllü, Teknoloji Yaklaşımlarını Ve Ar-Ge Süreçlerini Klass’a Anlattı Derya Thermoform Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Derya Gönüllü, mühendislik kökeninden gelen bilgi birikimiyle termoform ve plastik şekillendirme teknolojilerinde Türkiye’de öncü bir yapı kurma yolculuğunu başarıyla tamamlamış bir isim. Bu alandaki teknik boşlukları fark ederek girişimciliğe adım atan ve Derya Thermoform Teknolojileri’ni stratejik bir çözüm ortağına dönüştürme vizyonu ile ele alan başarılı iş kadını, vizyoner ve teknoloji odaklı yaklaşımıyla da biliniyor. Termoform teknolojisinin sanayi, gıda ambalajı ve sürdürülebilir üretim açısından kritik bir rol oynadığını vurgularken; dijitalleşme, esnek üretim, Ar-Ge ve inovasyon kültürüyle desteklenen bir iş modeli oluşturduklarını ifade eden Derya Gönüllü, erkek egemen bir sektörde kadın lider olarak edindiği deneyimlerin liderlik anlayışını güçlendirdiğini, kapsayıcı ve farkındalık temelli bir yönetim yaklaşımı benimsediğini belirtiyor. Derya Thermoform Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Derya Gönüllü ile girişimcilik vizyonunu ve Derya Thermoform Teknolojileri’ni Klass okuyucuları için konuştuk.
Derya Hanım, sizi erkek egemen bir alanda çok
başarılı bir iş kadını olarak tanıyoruz. Okuyucularımız için sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
Türkiye merkezli bir iş insanı ve girişimciyim. Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir termoform ve plastik şekillendirme teknolojileri alanında faaliyet gösteriyorum. Mühendislik kökenli üretim bilgim ve yenilikçi bakış açımla, bu alanda sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler geliştirmeye odaklanıyorum. Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Derya Thermoform Teknolojileri ile hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda, termoform teknolojilerinde öncü bir marka olma vizyonuyla yoluma devam ediyorum.
Thermoform tam olarak nedir, bize nasıl
anlatabilirsiniz?
Thermoform; ısı, basınç ve vakumun uyum içinde çalışmasıyla plastik levhaların üç boyutlu formlara dönüştürülmesini sağlayan ileri bir üretim yöntemidir.
Mühendislikten girişimciliğe uzanan
yolculuğunuz nasıl başladı?
Eğitimimi tamamladıktan sonra, 2000’li yılların başında gıda ambalaj makineleri ve kalıpları üreten bir firmada sektöre adım attım. Bu dönemde, tek kullanımlık “kullan-at” ambalajların thermoform teknolojisiyle nasıl üretildiğini sahada ve birebir deneyimleme fırsatı buldum. Üretim süreçlerini yakından inceledikçe, bu alanda ciddi teknik eksiklikler ve geliştirilmeye açık noktalar olduğunu fark ettim. Ancak o yıllarda Thermoform teknolojilerinin Türkiye’de sistematik, sürdürülebilir ve mühendislik temelli bir üretim altyapısına yeterince sahip olmadığını gördüm. Tam da bu noktada, sahip olduğum mühendislik birikimini sahadaki ihtiyaçlarla birleştirerek fark yaratabileceğime inandım.
Thermoform teknolojisini bilmeyenler için bu alanı neden stratejik bir teknoloji olarak görmeliyiz?
Thermoform ambalaj üretim makineleri, termoplastik film tabakalarını kontrollü ısıtma zonları, servo tahrikli form istasyonları ve vakum-basınç destekli şekillendirme üniteleri ile üç boyutlu geometrilere dönüştürür. Entegre servo kesim modülleri, pnömatik kaldırma mekanizmaları ve PLC tabanlı proses kontrol sistemleri sayesinde yüksek doğrulukta, tekrarlanabilir üretim sağlanır. Bu ekipmanlar, proses boyunca sıcaklık homojenliği, kalıp baskı kuvveti optimizasyonu ve film gerginlik kontrolü gibi kritik parametreleri sürekli izleyerek endüstriyel ölçekli ambalajlarda üstün form stabilitesi ve üretim verimliliği sunar.
Derya Thermoform Teknolojileri bugün hangi ihtiyaçlara çözüm üreten bir yapı sunuyor?
Derya Thermoform, gıda ambalaj sektöründe faaliyet gösteren üretici firmaların çözüm ortağı olarak; sıcak ve soğuk içecek kapakları, yumurta viyolleri, sızdırmaz gıda kapları, et ve şarküteri ambalajları, taşıyıcı separatörler ile çikolata ve özel ürün kapları gibi geniş bir ürün yelpazesinde thermoform ambalaj çözümleri sunmaktadır.
‘TÜRKİYE’DE SANAYİ ALANINDA ÖNCÜ BİR ROL ÜSTLENMEK; SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİMİ TEŞVİK ETMEK, KALİTE STANDARTLARINI YÜKSELTMEK VE SEKTÖRE UZUN VADELİ DEĞER KATMAK ANLAMINA GELİYOR’
Türkiye’de sanayi alanında öncü bir rol üstlenmek sizin için nasıl bir sorumluluk anlamına geliyor?
Türkiye’de sanayi alanında öncü bir rol üstlenmek, bizim için yalnızca ticari başarı değil; sürdürülebilir üretimi teşvik etmek, kalite standartlarını yükseltmek ve sektöre uzun vadeli değer katmak anlamına geliyor. Derya Thermoform Teknolojileri olarak bu sorumluluğu; yenilikçi termoform çözümleri geliştirmek, yerli üretimi güçlendirmek ve iş ortaklarımızın küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmak şeklinde ele alıyoruz.
Ağırlıklı olarak erkeklerin olduğu bir
sektörde var olma mücadelesi size kişisel ve profesyonel neler kazandırdı?
Ağırlıklı olarak erkeklerin yer aldığı bir sektörde var olma mücadelesi, bana öncelikle dayanıklılık, özgüven ve kararlılık kazandırdı. Profesyonel anlamda ise bilgiye, disipline ve sürekli gelişime dayalı bir liderlik anlayışı geliştirmemi sağladı; önyargıları ancak sonuç üreterek ve sürdürülebilir başarıyla aşabileceğimi öğretti. Bu süreç, bugün hem daha kapsayıcı bir yönetim yaklaşımı benimsememe hem de genç kadınlara ilham olabilecek bir duruş sergilememe katkı sağladı.
‘TÜRKİYE’DE İŞ İNSANI BİR KADIN OLMAK, HER GÜN KENDİ SINIRLARINIZI YENİDEN TANIMLAMAK DEMEK’
Türkiye’de iş insanı bir kadın olmak
size ne hissettiriyor?
Türkiye’de kadın olmak zaten güçlü olmayı öğretiyor. Türkiye’de iş insanı bir kadın olmak, her gün kendi sınırlarınızı yeniden tanımlamak demek. Bu ülkede kadınlar genellikle güçlü olmak zorunda kalarak büyür. İş dünyasında ise bu güç, kararlılık ve sorumlulukla birleşir. Bir yandan stratejik düşünmeniz, hızlı karar almanız beklenirken diğer yandan zarafetinizi ve iletişim becerinizi korumanız gerekir. Ben bunu bir yük değil, avantaj olarak görüyorum. Çünkü kadınlar aynı anda birçok parametreyi okuyabilir. Bu da liderlikte büyük bir fark yaratır.
Dijitalleşme ve ileri teknolojilere erken yatırım yapmak iş modelinizi nasıl yeniden şekillendirdi?
Dijitalleşme ve ileri teknolojilere erken yatırım yapmak, iş modelimizi verimlilik ve kalite odaklı bir yapıdan; sürdürülebilir, esnek ve rekabetçi bir üretim ekosistemine dönüştürdü. Akıllı üretim altyapıları ve veri temelli karar mekanizmaları sayesinde hem operasyonel maliyetleri optimize ediyor hem de hijyen, izlenebilirlik ve sızdırmazlık gibi gıda ambalajında kritik ihtiyaçlara hızlı çözümler sunabiliyoruz.
‘VİZYONUMUZ; OPERASYONEL YETKİNLİKLERİMİZİ GÜÇLÜ BİR MARKA ALGISIYLA BÜTÜNLEŞTİREREK, YALNIZCA ÜRÜN TEDARİK EDEN DEĞİL, STRATEJİK ÇÖZÜM ORTAĞI OLARAK KONUMLANAN BİR YAPI OLUŞTURMAKTI’
Geçirdiğiniz marka dönüşümü
sürecinin arkasında hangi vizyon ve ihtiyaçlar vardı?
Marka dönüşümümüzün temelinde, gıda ambalaj sektöründe artan rekabet, regülasyonlar ve müşteri beklentilerinin yarattığı ölçeklenebilirlik ve farklılaşma ihtiyacı vardı. Vizyonumuz; operasyonel yetkinliklerimizi güçlü bir marka algısıyla bütünleştirerek, yalnızca ürün tedarik eden değil, stratejik çözüm ortağı olarak konumlanan bir yapı oluşturmaktı. Bu doğrultuda marka mimarimizi, ürün odaklılıktan değer odaklı bir yaklaşıma taşıyarak; sürdürülebilirlik, teknoloji ve güvenilirlik ekseninde uzun vadeli büyümeyi destekleyen bir dönüşüm gerçekleştirdik.
Global büyüme hedefleriyle teknoloji
yatırımları ve sürdürülebilirlik yaklaşımını aynı potada nasıl buluşturuyorsunuz?
Global büyüme hedeflerimizi, teknoloji yatırımları ve sürdürülebilirlik yaklaşımını birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, aynı stratejik çerçevenin tamamlayıcı unsurları olarak ele alıyoruz. İleri üretim teknolojilerine yaptığımız yatırımlar sayesinde hem ölçeklenebilir bir yapı kuruyor hem de kaynak verimliliğini, atık azaltımını ve izlenebilirliği artırıyoruz. Bu sayede uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü yükseltirken, çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızı da iş modelimizin ayrılmaz bir parçası hâline getiriyoruz.
Esnek üretim anlayışının sanayinin
geleceğinde bu kadar belirleyici olmasının temel nedenleri neler?
Esnek üretim anlayışının sanayinin geleceğinde bu kadar belirleyici olmasının temelinde, pazarların hızla değişmesi, ürün yaşam döngülerinin kısalması ve müşteri taleplerinin giderek daha fazla kişiselleşmesi yer alıyor. Teknolojik gelişmeler, dijitalleşme ve veri odaklı üretim sistemleri; firmaların tedarik zinciri kırılganlıklarına hızlı yanıt vermesini, kapasiteyi anlık olarak yönetmesini ve kaynak verimliliğini artırmasını mümkün kılıyor. Özellikle gıda ambalaj sektöründe hijyen, sızdırmazlık, regülasyon uyumu ve sürdürülebilirlik gibi kritik gereklilikler düşünüldüğünde, esnek üretim yalnızca bir rekabet avantajı değil; süreklilik, kalite ve küresel pazarlarda var olabilmenin temel koşulu hâline geliyor.
Türkiye sanayisinin bugün çözmesi gereken en kritik yapısal sorunlar sizce hangileri?
Türkiye sanayisinin bugün çözmesi gereken en kritik yapısal sorunlar, yüksek katma değerli üretime geçişte yaşanan yavaşlık, nitelikli insan kaynağı açığı ve teknoloji–dijitalleşme yatırımlarının yeterince yaygınlaşmamasıdır. Bu noktada kümeleşmiş üretim sistemlerinin güçlendirilmesi; KOBİ’lerin ortak altyapı, teknoloji ve bilgiye erişimini kolaylaştırarak ölçeklenebilirlik ve verimlilik açısından kritik bir rol oynamaktadır.
‘ŞİRKET İÇİNDE AR-GE VE İNOVASYONU CANLI TUTAN KÜLTÜRÜ, BİREYLERİN KENDİLERİNİ GÜVENDE, DEĞERLİ VE ÜRETKEN HİSSETTİKLERİ BİR ÇALIŞMA ORTAMI OLUŞTURARAK İNŞA EDİYORUZ’
Şirket içinde Ar-Ge ve inovasyonu canlı tutan kültürü nasıl oluşturuyorsunuz?
Şirket içinde Ar-Ge ve inovasyonu canlı tutan kültürü, bireylerin kendilerini güvende, değerli ve üretken hissettikleri bir çalışma ortamı oluşturarak inşa ediyoruz. Ekip arkadaşlarımızı yalnızca yetkinliklerine göre değil; karakter özellikleri, ilgi alanları ve güçlü yönleri doğrultusunda doğru alanlarda konumlandırmaya özen gösteriyoruz. Açık iletişim, sürekli geri bildirim ve gelişimi destekleyen teşvik mekanizmaları sayesinde Ar-Ge ve inovasyon, bireylerin zorunlu bir görevi değil, isteyerek katkı sundukları bir kültür hâline geliyor.
Liderlik yaklaşımınızı birkaç temel ilke
üzerinden nasıl tanımlarsınız?
Liderlik yaklaşımımı birkaç temel ilke üzerinden tanımlarsam, öncelikle mental yönetim ve farkındalık gelir; çünkü sağlıklı kararların, sakin ve dengeli bir zihinle mümkün olduğuna inanıyorum. İkinci ilke, bireysel gelişimi sürekli desteklemek ve her ekip üyesinin potansiyelini ortaya çıkaracak alanlar yaratmaktır. Açık, şeffaf ve empatiye dayalı iletişim, güvenin ve ortak aklın temelini oluşturur. Bunun yanında bedensel, ruhsal ve zihinsel dengeyi koruyan bir çalışma kültürü yaratmayı; verimliliğin değil, sürdürülebilir başarının anahtarı olarak görüyorum. Tüm bu ilkeler benim için yalnızca bir yönetim anlayışı değil, iş hayatına ve yaşama aynı bütünlükle yaklaşmayı hedefleyen bir yaşam kültürüdür.
Bu yoğun tempoda iş ve özel yaşam
dengesini korumak için benimsediğiniz
yöntemler neler?
Yoğun iş temposunda iş ve özel yaşam dengesini koruyabilmek için, öncelikle kendime ait kişisel motivasyon alanları yaratmaya özen gösteriyorum. Hobiler, beslenme, fizik ve zihni besleyen rutinler; beden, ruh ve zihin dengesini korumamda önemli bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra çevremde hem beni ileriye taşıyan hem de gerektiğinde durup nefes almamı hatırlatan sağlıklı, dengeli ve bilinçli insanlarla birlikte olmayı önemsiyorum. “En iyisini yapma ruhuna sahip çıkmak” en güçlü dayanaklar arasında yer alıyor.