Coşku Gündoğan İle Ortakları Selin Midilli, Damla Gür Ve Elçin Bozkurt :“Mübadil Olıve Geçmişle Bugün Arasında Kurulan Bir Köprü Olarak Doğdu”
Coşku Gündoğan İle Ortakları Selin Midilli, Damla Gür Ve Elçin Bozkurt :“Mübadil Olıve Geçmişle Bugün Arasında Kurulan Bir Köprü Olarak Doğdu”
Mübadil Olıve Kurucusu Coşku Gündoğan İle Ortakları Selin Midilli, Damla Gür Ve Elçin Bozkurt, Mübadil Olıve Markasının Hikayesini Klass’a Anlattı Mübadil Olive Kurucusu Coşku Gündoğan ile ortakları Selin Midilli, Damla Gür ve Elçin Bozkurt, markanın yalnızca bir zeytinyağı üreticisi değil; göçle taşınan bir kültürün, emeğin ve hafızanın temsilcisi olduğunu anlatıyor. Girit’ten Marmara Adası’na uzanan mübadele hikâyesinin, aileden kuşaklara geçen zeytin üretim geleneğiyle birleşerek Mübadil markasına dönüştüğü vurgulanıyor. Butik, tek bahçeden ve doğaya saygılı üretim anlayışıyla kaliteyi merkeze alan markanın; dürüst üretim, şeffaflık ve kültürel değerleri koruma hedefi öne çıkıyor. Aynı zamanda tüketicilere iyi zeytinyağını ayırt etme konusunda rehberlik edilirken, Mübadil Olive’in gelecekte yerel köklerinden kopmadan ulusal ve uluslararası alanda bir değer markası olma vizyonu paylaşılıyor. Mübadil Olive Kurucusu Coşku Gündoğan, ortakları Selin Midilli, Damla Gür ve Elçin Bozkurt ile Mübadil Olive markasının hikayesini Klass okuyucuları için konuştuk.
Selin Midilli: Mübadil Olive, bizim için bir markadan önce bir hafıza ve hikaye… Ailem, mübadele döneminde Girit’ten Marmara Adası’na göç eden binlerce aileden biri. Yanlarında sadece birkaç parça eşya değil; zeytine, toprağa ve emeğe dair bir kültür getirdiler. Bu göç, bizim hayatımızda bir kırılma ama aynı zamanda yeniden kök salma hikâyesiydi. Markamızın adı olan Mübadil, işte tam olarak bu geçmişten geliyor. Göç eden ama üretmeyi bırakmayan, yeni topraklarda yeniden var olan insanların hikâyesinden… Ailemin kuşaklar boyu Marmara Adası’nda zeytinle kurduğu bağdan, göçle taşınan kültürden ve toprağa duyulan saygıdan doğdu. Biz de bu mirası sadece korumak değil, çağdaş bir yorumla geleceğe taşımak istedik. Biz bu markayı kurarken, ailemizden bize kalan bu sessiz ama güçlü mirası görünür kılmak istedik. Mübadil Olive; geçmişle bugün arasında kurulan bir köprü olarak doğdu.
‘MÜBADİL; EMEĞİN,
SABRIN VE HİKÂYESİ OLAN ÜRETİMİN BİR MARKASI’
Markanızın farkı nedir? Üretim hattınızda nelere önem veriyorsunuz?
Coşku Gündoğan: Mübadil Olive’in farkı, hikâyesi olan bir üretim anlayışına sahip olması. Biz zeytinyağını sadece bir gıda ürünü olarak değil, kültürel bir değer olarak görüyoruz.
Tek bahçeden, butik üretim yapıyoruz. Zeytinlerimiz Marmara Adası’nın kendine özgü ikliminde yetişiyor ve hasattan sonra en kısa sürede, düşük sıcaklıkta sıkıma alınıyor.
Damla Gür: Üretim hattımızda hızdan çok doğallık, miktardan çok nitelik önceliğimiz. Kimyasal işlem görmeyen, doğanın ritmine saygılı bir süreç izliyoruz. Her şişe, toprağa duyduğumuz saygının ve aile emeğinin bir yansıması. Girişimcilik yolculuğumuzda amacımız; köklerimize sadık, üreticisine ve tüketicisine karşı dürüst, zamansız bir marka yaratmaktı. Mübadil; emeğin, sabrın ve hikâyesi olan üretimin bir markası.
Zeytinyağı konusunda tüketiciler nelere dikkat etmeli? İyi bir zeytinyağı nasıl anlaşılır?
Elçin Bozkurt: İyi bir zeytinyağı öncelikle dürüst bir üründür. Tüketiciler; hasat tarihi, üretim yeri ve saklama koşullarını açıkça paylaşan markaları tercih etmeli. Tat ve koku açısından bakıldığında; taze zeytinyağı yeşil meyvemsi aromalara sahiptir, boğazda hafif yakıcılık ve dilde acılık hissi bırakır. Bu özellikler, yağın canlı ve polifenol açısından zengin olduğunu gösterir. Ayrıca zeytinyağının koyu renk şişede, ışıktan ve ısıdan korunarak sunulması çok önemlidir. Zeytinyağı yaşayan bir üründür; doğru koşullarda korunmazsa özelliğini kaybeder.
Son olarak hedefleriniz nelerdir?
Selin Midilli: En büyük hedefim; Mübadil Olive’i yalnızca bir zeytinyağı markası değil, bir kültür ve değer markası haline getirmek. Girit’ten Marmara Adası’na uzanan bu göç hikâyesini, üretimle, kaliteyle ve estetikle anlatmak istiyorum. Yerel üretimi destekleyen, kadın emeğini görünür kılan ve doğayla uyumlu bir marka olarak büyümek önceliğim…
Coşku Gündoğan: Ulusal ve uluslararası seçkin raflarda yer alırken, köklerimizden kopmadan; Marmara Adası’nın hikâyesini dünyaya anlatmak en büyük hayalimiz. Mübadil, büyürken bile samimi kalacak bir marka olacak, köklerimizi unutmadan; her şişede bu toprakların ve bu hikâyenin izini taşımaya devam edeceğiz.