Adnan Kaya : “Teknoloji İlerledikçe Tedavi Sınırlarımız Genişliyor”
Prof.Dr. Adnan Kaya, Kardiyoloji Alanının Günümüzde Ulaştığı Noktayı Ve Yeni Tedavi Yöntemlerini Klass’a Anlattı Girişimsel kardiyoloji alanındaki başarılı tedavilerinin yanı sıra akademik çalışmalarıyla da dikkat çeken Prof.Dr. Adnan Kaya, komplike vakalardaki çok yönlü bakış açısı ve bilimsel yaklaşımı ile de fark yaratan bir hekim. Kalp ve damar hastalıklarında teknik becerinin yanı sıra doğru teşhis ve doğru tedavi planlamasının hayati bir önem taşıdığına inanan ve hastalarını bu anlayışla değerlendiren Prof.Dr. Adnan Kaya “Teknoloji ilerledikçe tedavi sınırlarımız genişliyor; ancak bu gelişmelerin merkezinde her zaman insanın bulunması gerektiğine inanıyorum. En gelişmiş cihaz bile hekimin klinik değerlendirmesinin ve hasta için doğru karar verilmesinin yerini tutamaz” diyor. Prof.Dr. Adnan Kaya ile mesleki vizyonunu ve kardiyoloji alanındaki teknolojik gelişmeleri Klass okurları için konuştuk.
Kardiyoloji uzmanıyım ve özellikle girişimsel kardiyoloji alanında çalışıyorum. Mesleki pratiğimin önemli bir bölümünü koroner anjiyografi, balon ve stent işlemleri ile daha önce açılamamış ya da tamamen tıkanmış kalp damarlarının tedavisi oluşturuyor. Klinik çalışmalarımın yanında akademik üretime de önem veriyorum. Karşılaştığımız özellikli vakaları ve tedavi deneyimlerimizi bilimsel yayınlar aracılığıyla paylaşmaya çalışıyorum. Çünkü tıpta bilgi ancak paylaşıldığında ve tartışıldığında gelişiyor. Kendimi hem hastalarının sorumluluğunu taşıyan bir hekim hem de sürekli öğrenmeye devam eden bir akademisyen olarak görüyorum.
Girişimsel kardiyolojinin sınırları nereye kadar genişleyebilir? Önümüzdeki 10 yıl içinde koroner bypass ameliyatları tamamen tarihe karışabilir mi?
Girişimsel kardiyolojinin sınırları gerçekten çok hızlı genişliyor. Geçmişte yalnızca cerrahi tedavinin düşünüldüğü bazı damar hastalıklarını bugün bilekten veya kasıktan girerek, hastanın göğsünü açmadan tedavi edebiliyoruz. Sol ana koroner damar hastalıkları, çatallanma bölgelerindeki darlıklar, yoğun kireçlenmiş damarlar ve uzun süredir tamamen tıkalı olan damarlar artık uygun hastalarda stent yöntemiyle başarılı biçimde açılabiliyor. Bununla birlikte, “Bypass ameliyatı tamamen tarihe karışacak mı?” sorusuna benim yanıtım hayır olur. Çünkü stent ve bypass birbirinin rakibi değil, aynı hastalığa farklı yollarla çözüm sunan iki güçlü tedavi seçeneğidir. Özellikle şeker hastalığıyla birlikte yaygın ve çok damarlı koroner hastalığı bulunan, damar yapısı stent için uygun olmayan veya uzun dönemde cerrahiden daha fazla yarar görmesi beklenen hastalarda bypass hâlâ çok değerli bir tedavidir.
Kardiyoloji alanında son yıllarda yaşanan ve sizi en çok heyecanlandıran teknolojik veya tedavisel gelişme nedir?
Beni en çok heyecanlandıran gelişme, kalp ve damar hastalıklarının giderek daha az travmatik yöntemlerle tedavi edilebilmesi. Bugün yalnızca koroner damarları stentle açmakla kalmıyor; bazı kalp kapağı hastalıklarını, kalpteki doğuştan delikleri ve belirli ritim sorunlarını da açık ameliyat gerektirmeyen yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Kendi çalışma alanım açısından baktığımda ise damar içi görüntüleme teknolojileri ve kompleks koroner girişimlerdeki ilerlemeler benim için ayrı bir yere sahip. Böylece yalnızca darlığı açmakla yetinmeyip işlemi daha planlı, ölçülebilir ve güvenli şekilde tamamlayabiliyoruz. Teknoloji ilerledikçe tedavi sınırlarımız genişliyor; ancak bu gelişmelerin merkezinde her zaman insanın bulunması gerektiğine inanıyorum. En gelişmiş cihaz bile hekimin klinik değerlendirmesinin ve hasta için doğru karar verilmesinin yerini tutamaz.
Geriye dönüp baktığınızda, bir hekim ve akademisyen olarak meslek hayatınızın kırılma noktası neydi?
Meslek hayatımda tek bir günü kırılma noktası olarak göstermekten çok sorumluluğumun giderek arttığını fark ettiğim bir dönemden söz edebilirim. Özellikle daha önce tedavisi çok zor olduğu düşünülen kompleks damar hastalarıyla ilgilenmeye başladığımda, girişimsel kardiyolojinin yalnızca teknik beceriden ibaret olmadığını daha iyi anladım. Zor bir işlemi başarıyla tamamlamak elbette büyük bir mutluluk veriyor. Fakat o noktaya gelebilmek için hastayı doğru seçmek, işlemi ayrıntılı biçimde planlamak, olası sorunları önceden öngörmek ve gerektiğinde başka bir tedavinin hasta için daha doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Anjiyoplasti ve kompleks stent işlemlerinde yapay zekâ, IVUS veya OCT gibi görüntüleme teknolojilerinin kullanımı bypass ihtiyacını ne kadar azalttı?
IVUS ve OCT gibi damar içi görüntüleme yöntemleri, stent işlemlerinin kalitesini belirgin biçimde artırdı. Anjiyografide damara dışarıdan bakarken, bu teknolojiler sayesinde damarın iç yapısını ayrıntılı şekilde görebiliyoruz. Damarın gerçek çapını ölçebiliyor, darlığın yapısını anlayabiliyor ve kireçlenmenin ne kadar yaygın olduğunu belirleyebiliyoruz. Stent yerleştirildikten sonra da stentin yeterince açılıp açılmadığını ve damar duvarına tam olarak oturup oturmadığını kontrol edebiliyoruz. Bu gelişmeler, özellikle sol ana koroner damar, çatallanma bölgeleri, uzun darlıklar ve yoğun kireçlenme bulunan kompleks hastalarda daha güvenli ve kalıcı sonuçlar elde etmemize yardımcı oluyor. Yapay zekâ ise henüz bu teknolojilerin yerini alan bağımsız bir karar verici değil. Daha çok görüntüleri hızlı analiz eden, darlığın ve kireçlenmenin sınırlarını gösteren, uygun stent çapı ve uzunluğu konusunda hekime yardımcı olan bir destek sistemi olarak gelişiyor. Gelecekte işlemlerin daha standart ve öngörülebilir yapılmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.