Her yıl olduğu gibi Mart sayımızı kadınlara ithaf ederken;
üretimin hayatımızdaki yerini bir kez daha düşündüm. Kimi zaman bir tasarımda, kimi zaman sanatsal bir üretimde, kimi zaman da topluma dokunan bir sosyal sorumluluk adımında karşımıza çıkan bu emek; aslında hayatın akışını şekillendiriyor. Bu ay sayfamda, farklı alanlarda değer üreten kadınların hikâyelerine yer verirken, kendi üretim yolculuğuma da küçük bir pencere açmak istedim.

Freya: Gücünü Hatırlayan Kadınlara

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün ruhuna en çok yakışan şeyin; kadının kendi hikâyesini yazma cesareti olduğuna inanıyorum.
İsmini İskandinav mitolojisinin güçlü ve bağımsız tanrıçasından alan Freya, tam da bu ruhu taşıyan bir marka. Aşkı, bereketi ve kadın gücünü simgeleyen bu isim; tasarımlarda modern bir estetikle yeniden hayat buluyor. Logodaki enso çemberi ise kusursuzluk iddiası değil, bütünlük ve akış mesajı veriyor — tıpkı kadınların çok katmanlı doğası gibi.
Markanın kurucusu ve tasarımcısı Arzu Ünal Çokşirin, arkeoloji, mitoloji ve doğadan beslenen özgün yaklaşımıyla her parçayı anlamlı bir sembole dönüştürüyor. Onun tasarımlarında takı yalnızca bir aksesuar değil; geçmişle bugün arasında kurulan zarif bir bağ.
Bu sayıda dikkatimi çeken küpe, zeytin ağacı perisinden ilham alıyor.
Rüzgâra karşı eğilmeyi bilen ama köklerinden vazgeçmeyen kadınların simgesi…
Güçlü, köklü ve zarif.
Tam da olması gerektiği gibi.


Üreterek İz Bırakmak
Kadınlar Günü vesilesiyle emeği, üretimi ve sabrı düşünürken; kendi yolculuğumdan ve hocam Gül Camadan ile birlikte kurduğumuz Çini Project’ten söz etmeden geçmek istemedim.
Çini Project, bizim için yalnızca bir marka değil; toprağa dokunarak hikâye anlatma biçimimiz. Geleneksel İznik çini sanatının incelikli disiplinini koruyarak, onu bugünün estetik diliyle yeniden yorumlama hayaliyle yola çıktık. Her motifin bir hafızası, her desenin bir anlamı olduğuna inanıyoruz.
Çini sanatı sabır ister. Katman katman ilerler.
Çizim, boyama, sırlama ve fırın süreci…
Her aşama dikkat, incelik ve adanmışlık gerektirir.
Belki de bu yüzden çini üretimi bana her zaman kadın emeğini hatırlatır. İlmek ilmek işlenen, büyük bir sabırla şekillenen ve zamana karşı kalıcı olan bir emek…
İnanıyorum ki; toprağa dokunan her kadın, yalnızca bir eser değil, kendi hikâyesini de inşa eder. Toplumsal fayda üreten her girişimin kıymetli olduğuna inanıyorum. Bu ay sayfamda, genç bir iş kadınının sağlık alanında attığı anlamlı bir adımı paylaşmak istedim.


Safi Ailesi’nden Anlamlı Açılış
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Prof. Dr. Asaf Ataseven Ek Hizmet Binası’nda hizmete alınan “Cansu Safi Kemoterapi Ünitesi”, yoğun katılımla düzenlenen bir törenle açıldı.
Açılışa İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Maltepe Kaymakamı Bahri Tiryaki, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, çok sayıda hekim, sağlık çalışanı ve Safi Ailesi katıldı.
Rita Klinik Yönetim Kurulu Başkanı Cansu Safi konuşmasında, Safi Ailesi ve Rita Klinik olarak sosyal sorumluluk çalışmalarını bir görev kabul ettiklerini ifade etti. Bu adımın hastalara umut ve şifa olmasını temenni eden Safi, ünitenin daha güçlü bir sağlık sistemine katkı sunmasını arzuladıklarını dile getirdi.
Hayırsever Cengiz Safi ve ailesinin desteğiyle hayata geçirilen ünitenin açılışında konuşan İstanbul Valisi Davut Gül de, bu tür hizmetlerin güçlü bir aile birliği ve köklü bir hayır geleneğiyle mümkün olduğunu vurguladı. İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner ise kemoterapi alanlarının yalnızca bir tedavi mekânı değil; aynı zamanda huzur ve motivasyon ortamı olması gerektiğini belirterek oluşturulan ünitenin nitelikli ve modern yapısına dikkat çekti. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin resmi açılışı gerçekleştirildi.
Üreten, kazanan ve kazandığını topluma değer olarak geri sunan kadınların varlığı; geleceğe dair umudu güçlendiriyor.
Diğer Tüm Yazılar