İddialı Desenler, Renklerin Bir Araya Geldiği Maksimalist Karışım Tarzımı Yansıtıyor

İddialı Desenler, Renklerin Bir Araya Geldiği Maksimalist Karışım Tarzımı Yansıtıyor İddialı Desenler, Renklerin Bir Araya Geldiği Maksimalist Karışım Tarzımı Yansıtıyor

10 senedir hotel stylist ve iç mimar olarak içinde bulunduğu turizm dünyasında, moda gözünü dekorasyona yansıtarak, sıradanlıktan çok uzakta konseptler yaratan Nil Uzun, farklı alanlara yönelik tasarım anlayışını ve hedeflerini Klass’a anlattı.

Nil Uzun, markasını oluştururken amacı sadece kıyafet tasarlamanın ötesinde, global bir lifestyle yaratmaktı. Kendine özgü renk ve desen kombinasyonları, klasik ve modernin birleşimi ile yarattığı maksimalist tarzı, önce modaya sonra tasarladığı eventlere ve davet sofralarına yansıttı. Peçetesinden mumuna kadar özel tasarladığı davetlerde, mekanların duvardan tavana dek özel baskılarla, tasarımlarla giydirerek, sıradan odalardan rüya alemleri yarattı ve bizleri event styling konsepti ile tanıştırdı.

Nil Hanım öncelikle sizden iş dünyasının bu kadar farklı alanlarında tasarım yapıyor olmanızın sırlarını öğrenebilir miyiz?
Sırrı tarzınızın olmasıdır. Modayı, güncel olanı takip edip, uygulayarak iş yapabilirsiniz ama kendinize ait bir tarz sizin imzanızdır ve sizi markalaştıran odur. Sizin dünyanızın, seçimleriniz, renkleriniz, tüm birikiminiz, görgü ve kültürünüzün dışa yansımasıdır. Dolayısıyla bir bütündür. Giydiğinizden yeme içmenize, yaşadığınız evden sosyal hayatınıza dek uyum içindedir. Estetik zevkinizi kişiliğinizle bir harmoni içinde olgunlaştırdığınızda, bunu her alana uyarlayabilirsiniz. Tasarladığınız herhangi bir mekana, kıyafete, sofraya bakan, bu "Nil Uzun" diyorsa, sizden bir şeyler buluyorsa, farkı yaratan budur ve işte orda markalaşmışsınızdır.


Siz tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Benim tarzım iddialı desenler, renk ve formların bir araya geldiği maksimalist bir karışım. Mix-Match hem moda hem de mimari alanda kullandığım yöntem. Modern ile vintage'ı, ham ile işlenmişi, maskülen ve femineni birleştirip karıştırarak kullanmayı seviyorum. İddialı renk ve desenler, afrikan çizgiler, çini desen ve animal print olmazsa olmazlarım. Detaylarda, tablolar, büyük avizeler, kadife dokunuşlar, aynalar ve büyük botanikler vazgeçemediklerim.


Tasarlarken etkilendikleriniz neler?
Aslında her şey olabiliyor; gezdiğiniz ülkeler, seyrettiğiniz filmdeki bir dekor, dergi sayfasında bir kare; tamamen nasıl baktığınızla alakalı… Doğa, moda, sanat, mimari... Seramikler, palmiyeler ve mermer her zaman ilham veriyor.

Otel tasarımlarınız çok konuşuluyor, bunlarda bahseder misiniz?
Yaklaşık 12 senedir, Gloria Hotels, Delphin Hotels, Calista Luxury Resort, Adam&Eve, Rixos gibi birçok marka ile çalışıyorum. Bunların bazıları mekan dekorasyonu, bazıları reklam kampanyaları, bazıları mimari tasarım, bazıları ise event dekor alanında işbirlikleriydi. Şu an yapmak istediğim şey ise, ayrı ayrı hizmet verdiğimiz tüm bu alanları “Hotel Creative Design” başlığı altında toplayıp, mimari dokunuşlardan, estetiğe ve sunuma dair tüm alanlarda danışmanlığa, dekorasyon ve konsept tasarımından, ekip kıyafetlerine, kullanılan çiçeklere dek her detaya hakim olacak ve marka bütünlüğünü yansıtacak bir iş alanı yaratmak. Bence turizm sektörünün ihtiyacı olan şey 'gusto'. İnanılmaz büyük paralara mal olan yatırımlar ve o ihtişamlı oteller, gustosu olmayan kadrolarla sıradanlıktan öteye gidemiyor. Mekan ne kadar büyüleyici inşa edilirse edilsin, hizmet kalitesi ve ufku açık bir vizyon, o otelin farkını yaratacak olan en önemli segmenttir. Bu da ticari değil estetik bakışa sahip kadrolar yaratmakla sağlanabilir.

Devamı ve daha fazlası Klass Magazin Nisan sayısında..