Hayatta Kendimi Şanslı Hissettiğim İçin Çevremdeki İnsanlara Faydalı Olmak İstedim

Hayatta Kendimi Şanslı Hissettiğim İçin Çevremdeki İnsanlara Faydalı Olmak İstedim Hayatta Kendimi Şanslı Hissettiğim İçin Çevremdeki İnsanlara Faydalı Olmak İstedim

Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer başarılarla dolu hayat hikayesini Klass’a anlattı...

Farklı kişiliği, çalışma azmi ve tekniğe olan merakıyla öne çıkan Senur Akın Biçer, erken yaşta başladığı iş hayatında adım adım yükselerek önemli başarılara imza attı. Aile şirketlerinde kalıphanede başladığı iş hayatında Arnica Yönetim Kurulu Başkanlığı’na kadar yükselen Senur Akın Biçer, kadın girişimcilere yönelik çalışmaları ile yeni nesle örnek olmaya ve Türkiye’nin ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyor. önemli bir iş insanı olan babasından aldığı ilhamla üretim sahasında kadınları istihdam etmeye ve Türkiye ekonomisine katkı vermeye devam eden Senur Akın Biçer ile çocukluğundan başlayarak hayatının önemli dönemlerini, çocuklarına verdiği eğitimi, sanata olan ilgisini ve sivil toplum kuruluşlarındaki vizyoner çalışmalarını Klass okurları için konuştuk.

 

“Kardeşlerim ve ben hiçbir zaman kısıtlanmadık. Başarının sırrının bu olduğunu düşünüyorum. Aile içerisinde sevgiyle büyüdüm. En büyük sevgimiz de doğa sevgisiydi. çocuklarıma da bunu öğrettim. İnsan, doğaya sevgi besledikçe yüksek makamlara ulaşsa da insana ve çevreye zarar verecek hiçbir kararı vermiyor.”

“Zamanımı iyi planlamaya özen gösteririm. Planlı ve programlı olmak bir alışkanlık. Babam da disiplinli bir insandı.”

Senur Hanım, genç yaşta başladığınız iş hayatınızda büyük bir başarıya imza attınız. Başarınızın hikayesini çocukluğunuzdan başlayarak dinleyebilir miyiz?

Başarı tesadüf değildir. Bu cümleyi bana ilkokul öğretmenim söylerdi. Bunu duya duya büyüdüm. Küçük yaştan itibaren ele avuca sığmayan bir karakterim vardı. Ebeveynlerim bu konuda bana toleranslı davranırdı. Keyifli bir çocukluk geçirdim. Doğa ile iç içe büyüdüm. Ev içerisinde bir şeyleri söküp takmaya, tamir etmeye de çok hevesliydim. Elektronik aletlerle çok oynadığım için annem çok endişelenirken babam bu konuda beni serbest bırakırdı. Kardeşlerim ve ben hiçbir zaman kısıtlanmadık. Başarının sırrının bu olduğunu düşünüyorum. Aile içerisinde sevgiyle büyüdüm. En büyük sevgimiz de doğa sevgisiydi. çocuklarıma da bunu öğrettim. İnsan, doğaya sevgi besledikçe yüksek makamlara ulaşsa bile insana ve çevreye zarar verecek hiçbir kararı vermiyor. Hayatta bir yerde kendi kabuğunuzu kırmanız gerekiyor. Bunun herkese nasip olmadığını liseyi bitirdikten sonra öğrendim. Hayata bir adım önde başladığımı düşünüyordum. Hayatta kendimi şanslı hissettiğim için çevremdeki insanlara faydalı olmak istedim. çevremde maddi imkânı olmayan çocuklara dersler verdim. Karma bir ortamda, bilinçli bir şekilde büyüdüm. Boğaziçi üniversitesi’ne girdiğimde Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen insanları tanıma fırsatım oldu. çok güzel arkadaşlıklar edindim. Bulunduğum çevre bakış açımı tamamen değiştirdi. çocukluğumdan beri durmayı ve boş oturmayı sevmeyen birisiyim. Güne erken başlar ve çok şey sığdırmaya çalışırım.

 

“BABAM KADINA GüVENEN BİR İNSANDI”

Babanızın kadınlara güvenmesinin ve kadın istihdamını desteklemesinin başarınızda etkisi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ataerkil bir aile yapımız olmasına rağmen babam bize her konuda danışırdı. Kadına güvenen bir insandı. Bana da güvendi. Bir üretim firması olmamıza rağmen 90’lı yıllarda bile çalışanlarımızın yarısından fazlası kadındı. Bir sanayi tesisinde kadınların çalışması o yıllarda alışılmış bir durum değildi. İlk görevimde kalıphanede çalıştım. İlk kademeden en üst kademeye kadar yükseldim. Babam bir usta olarak birçok kadını mesleki anlamda yetiştirdi. Herkese örnek olarak belki de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Geleneğimiz haline geldiği için işe alımlarda kadınlara öncelik veriyoruz. Vardiyalı bir şekilde çalıştığımız için ortaya çıkan servis sorununu da başarılı bir şekilde çözdük. İş sonrası kadın çalışanlarımıza servis hizmeti de sağladık. Yaşam şartlarından dolayı çalışmaya mecbur kalıp firmamızda 30-40 seneyi dolduran kadın çalışanlarımız vardı. Ben onlardan çok şey öğrendim. O dönemde Bulgaristan’da zorunlu göçe tabi tutulup Türkiye’ye gelmiş bir grup vardı. O gruptan da birçok kadını istihdam ettik. İletişim gibi sosyal sorunlar yaşamalarına rağmen hepsi çalışmaya alışık kadınlardı. Onlarla bizzat ilgilenerek Türkçe öğrettim. Göçmen ailelerin birtakım sosyal ihtiyaçlarını da karşılayarak onlara her konuda yardımcı olduk.

 

Erken yaşta iş hayatına atılan bir kadın olarak çocuklarınızı büyütürken onlara karşı nasıl bir yaklaşımınız oldu?

çocuklarımla birlikte ben de büyüdüm. Zamanımı iyi planlamaya özen gösteririm. Planlı ve programlı olmak bir alışkanlık. Babam da disiplinli bir insandı. 26 yaşında anne oldum. İkinci çocuğum da ben 29 yaşındayken doğdu. İlk çocuğumla doğumun ardından 6 ay vakit geçirdikten sonra iş hayatına geri döndüm. En büyük şansım aile şirketinde çalışıyor olmamdı. çocuk ile vakit geçirmenin de birçok zorluğu var. Bundan dolayı bebek sahibi olan çalışanlarımıza da toleranslı davranıyorum. Benim çocuklarım iş ile iç içe büyüdü. İkisi de çalıştığım yere çok hevesli bir şekilde geliyorlardı. Kızım şu anda Kanada’da makine mühendisliği, oğlum ise tasarım bölümünü okuyor. Biz kardeşimle beraber babamın kurduğu tesisi devam ettirip ikinci nesil olarak markalaşma yoluna gittik. üçüncü nesil de farklı projelerle gelecek. Bizler de onlara destek olacağız. Ana işimiz elektrik motoru üretmek. Kızım uçak motorlarına meraklı olduğunu söylüyor. çocuklarımızın buna benzer gibi farklı fikirleri var. Gelişme dediğimiz şey ancak bu şekilde oluyor.

 

Devamı ve daha fazlası Klass Magazin Ocak sayısında...