Araçlarımızla Duygusal Bağ Sağlayan Teknolojiyi Kullanıyoruz

Araçlarımızla Duygusal Bağ Sağlayan Teknolojiyi Kullanıyoruz Araçlarımızla Duygusal Bağ Sağlayan Teknolojiyi Kullanıyoruz

Dizayn VIP Yönetim Kurulu Başkanı Erbakan Malkoç geleceğin teknolojisini bugüne taşıyan yeni uygulamalarını ve 2023’e uzanan hedeflerini Klass’a anlattı...

Fabrika çıkışı araçları baştan tasarlayarak, otomotiv sektöründe bir ilke imza atan Erbakan Malkoç 1992 yılında kurduğu Dizayn VIP markasıyla, teknoloji ve tasarımı dünya standartlarında bir araya getiriyor. Bir ofiste bulunması gereken ihtiyaçların hepsini araç içine yerleştiren Erbakan Malkoç dünyada Türkiye'yi bu alanda merkez üssü haline getirdi. Dizayn VIP’in tasarladığı ve imalatını yaptığı araçlar Türkiye’nin önde gelen isimlerinin yanı sıra dünya çapında da birçok üst düzey ismin tartışmasız tek tercihi. “Otomobillere fısıldayan adam” olarak adından tüm dünyada söz ettiren, otomobillerde kurduğu teknolojiyle artık insanların onlarla duygusal bağ kurmasını sağlayan Erbakan Malkoç dünya otomobil standartlarıyla seri imalata geçeceklerinin müjdesini veriyor ve “2017 yılında kişiye özel otomobilleri dünyada seri olarak yapan tek şirket olacağız” diyor. Dünya devi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Dizayn VIP Yönetim Kurulu Başkanı Erbakan Malkoç ile otomobillerde uygulamaya başladığı sahibiyle arasında duygusal bağ oluşturacak en son teknolojiyi, 2023’e uzanan gelecek hedeflerini ve her daim rakipsiz oluşunun sırlarını Klass okurları için konuştuk. 

 

“Beni diğer insanlardan ayıran özelliğim,hayal kurarım ve yola çıktığımda kim olursa olsun “Yapamazsın!” dese takılmam ve çok çalışırım. Benim çok iyi, hayal ettiğim her şeyi hayata geçirecek bir ekibim var. Başarımın yolu: çekirdek kadro kur ve çekirdek kadroya diğer insanları adapte ettiğinde birbirinden ayırma, çalışanın hakkını parayla ödüllendir ve saha başı yönetici ol.”

 

“Vatanı olmayan dünyaya sığamaz. Vatanı olmayanın dünyada hiçbir yeri olamaz. Vatana sahip çıkmak lafla olmaz, üretmekle olur. ürettiğine marka değeri katmak gerekiyor. O kattığın değerin maddi karşılığı ise ülkene döviz olarak dönmesidir. Bizim kilogram başı ihracat katma değerimizin bedeli 650 eurolara geldi. Bugün Türkiye’de ihracat katma değeri kilogram başı 1.6 dolar.”

 

“1992 yılında bir teknoloji yapmıştım ve o zaman çocuktum. 100 metredeki arabayı uzaktan kumandayla çalıştırıp yanıma getiriyordum. Şimdi elimdeki cep telefonuyla çin’deki arabaya yön veriyorum. Burada ofisimde otururken elimdeki cep telefonuyla çin’deki arabanın koltuğunu hareket ettirebiliyorum.”

 

“2023’de 1,5 milyar ile 2 milyar euro arası para getireceğim ülkeme. Şu anda dünya otomobil standartlarıyla seri imalata geçiyoruz. 2017 yılında kişiye özel otomobilleri dünyada seri olarak yapan tek şirket olacağız.”

 

 

Erbakan Bey, insan kedisiyle, köpeğiyle, atıyla duygusal bağ kurma durumuna gelebiliyor, çünkü canlı ve kişiye bir şeyler hissettiriyor. Siz son zamanlarda bu duygusal bağı otomobille de kurabileceğimizi dile getiren açıklamalar yapıyorsunuz. Bu nasıl olacak?

Siz eğer mekaniği tepki verebilecek bir hale getirebiliyorsanız, otomobil teknolojisindeki kavramları aşmışsınız demektir. Biz otomobillere fısıldıyoruz, yani dünya otomobilcilerinin şu an elinde olmayan bir şeyi biz hayata geçirmiş durumdayız. Bu otomobillerle duygusal bağ kurmak demek. Biz bu noktadayız. Biz otomobillere 2009’da telefon teknolojisi adapte ettik, 2014 yılında dünyada hiç kimsenin yapamadığı voice kontrol noktasına geldik. Yani otomobillere sesli komutlar vermeye başladık. Şu an ise otomobillere fısıldama, duygusal bağ kurma noktasına geldik. Biz otomobilimizin bize tepki vermesini sağladık. Siz otomobilinizin yanına gittiğinizde size şunu söylemesini bekler misiniz? “çok yakışıklısınız. Bugün çok şıksınız. Toplantılarınız nasıl geçti? Kahveniz nasıl olsun? Klimanızın derecesini hangi derecede istersiniz? Sizi koltuk soğutma rahatsız edebilir ve bu yüzden soğutmayı belli bir süreliğine kapatıyorum.” Yani otomobiliniz sizi sizden daha fazla düşünüyor. Otomobiliniz sizi sadece bir yerden bir yere götüren bir vasıta değil artık. Otomobil sizin, sekreteriniz, asistanınız, sizin isteklerinizi yerine getiren, size hizmet eden ve bir yerden bir yere taşıyan bir araç. Siz bu duyguyu bir mekaniğe kattığınız zaman olayın şekli değişmiş oluyor. Ben otomobillere sesli komut verdiğimde dünya şaşırmıştı. Almanya’nın Der Spiegel gazetesi aynen şu başlığı atmıştı “’Bentley’de ve Rolls Royce’da istediği kaliteyi bulamayan Dizayn Vip’e gitsin. Dizayn Vip from Turkey” demişti. Almanların en gözde gazetesinde hakkında böyle bir manşet atılan bir Türküm. Biz Amerika’dan ‘Best Star Design Technology in the World’ ödülünü aldığımızda dünya şaşırmıştı. Otomobillerde bu teknoloji nasıl olabilir? Şimdi biz artık otomobillerde bunların hepsini geçtik ve ruh kattık. Otomobillere ruh katan adam diyorlar bana. Diğer konuların konuşulmasına zaten gerek yok.

 

“TüRKİYE’DE YAKLAŞIK YüZ BİN KİŞİ KURMUŞ OLDUĞUM SEKTöRDEN EKMEK YİYOR”

Genç yaşta büyük başarılar elde ettiniz. Bunun sırrı nedir? 

Beni diğer insanlardan ayıran özelliğim, hayal kurarım ve yola çıktığımda babamın oğlu olsa “Yapamazsın!” dese takılmam ve çok çalışırım. Benim çok iyi, hayal ettiğim her şeyi hayata geçirecek bir ekibim var. Başarımın yolu: ‘çekirdek kadro kur ve çekirdek kadroya diğer insanları adapte ettiğinde birbirinden ayırma, çalışanın hakkını parayla ödüllendir ve saha başı yönetici ol.’ Ben bu özelliklerimi kullandığım için bugün hayal ettiğim her şeyi ortaya çıkarabiliyorum. Dünyanın 35 tane ülkesine satış yapabiliyorum. Dünyanın her yerinde sosyal medya sitelerinde tasarımlarım binlerce like’lara gidiyor. Diyorlar ki: “Avrupa’nın en iyi tasarımcısı Erbakan Malkoç tarafından tasarlandı from Turkey.” Bugün Türkiye’yi bir iş adamı olarak dünyada en çok tanıtan insanlar arasına girmiş vaziyetteyim. Türkiye’de yaklaşık yüz bin kişi kurmuş olduğum sektörden ekmek yiyor. Tek sorunumuz çok fazla taklitçimiz, çok fazla merdiven altı yer var.

 

Bunu önlemenin bir yolu yok mu? O kişilerin sizi idol olarak gördüğünü söyleyebilir miyiz?

önlemi yok. İdol ayrı bir şey, idolün malını çalmak, hırsızlık yapmak ayrı bir şey. Herkesin rol model aldığı birileri var. Ama rol modelin yaptığını çalmak yerine rol modelinden esinlenmek diye bir şey var. Bizim sorunumuz birebir çalmak. Siz emek veriyorsunuz yüzlerce insanla tasarlayıp dizayn edip ortaya çıkarıyorsunuz, birileri geliyor kendi malıymış gibi çalmaya çalışıyor. Taklitler aslını yaşatır o ayrı bir şey. Sonuç itibariyle ben bu olaya şahsi ya da bireysel olarak bakmıyorum. Bu olay ülke sorunu. Siz vatanınıza değer katmak istiyorsanız işinizi en iyi şekilde yapacaksınız. Siz vatanınıza değer katmak istiyorsanız, ürettiğiniz ürünlerin başına kilogram başı ihracat katma değerini en yüksek seviyeye taşıyacaksınız. Eğer bunu yapmıyorsanız siz bu memleket için sadece yiyen, içen, çalan bir kişi olursunuz.

 

“BAŞKASINI BİZE KALİTEDEN DOLAYI TERCİH EDEBİLECEK BİR TANE İNSAN çIKAMAZ”

Zaten iyiler iyilerle çalışır…

İyiler iyilerle neden çalışır? çünkü biz bugün artık öyle bir hale gelmişiz ki 2016 senesini kapatmış durumdayız. Yurt içi ve yurt dışında A+ bir müşteri portföyüne sahibiz. Dünyada kimi tanırsanız buraya gelir. Türkiye’de kimi tanırsanız buraya gelir. çünkü bizim müşteri portföyümüz bellidir. Bize iş yaptıracak insanlar bellidir. Bizim fiyat skalamız, kalitemiz, standardımız çok nettir. Bunu yakalayamayacak, buna gücü yetmeyecek, bunun karşılığını veremeyecek insan başka yerlere gider. Başkasını bize kaliteden dolayı tercih edebilecek bir tane insan çıkamaz. Bizi başkasıyla tercih noktasına getirenler sadece fiyattan dolayı getirirler. Bütün bunları geçtim bizim farkımız, biz dünya standartlarında ürün üretiyoruz. Avrupa standartlarında ürün üretiyoruz ve bütün bunlarla birlikte dünya standartları belgesiyle çalışıyoruz. Ama en önemlisi de Mercedes Benz’in dünyadaki yetkili partneriyiz. Yani üretmiş olduğumuz her ürün dünya standartlarının ötesine geçip Mercedes Benz standartlarını yakalayan ve Mercedes’in onayıyla dünyaya satılan ürünler. Biz dünyada en önemli otomobil markalarının başında gelen Mercedes Benz’i CoC belgesini değiştirecek pozisyona gelmiş vaziyetteyiz. İnsanlar far ampulünü değiştiremezlerken biz arabanın şasesini değiştirebilecek duruma gelmişiz.

 

Mercedes Benz sizi partner olarak alıyor bu çok büyük bir olay…

Bu otomobiller üzerinde bizim ne kadar bilinçli, ne kadar mantıklı, ne kadar teknik, ne kadar teknolojisi yüksek işler yaptığımızla alakalı bir şey. Biz öyle bir hale geldik ki teknolojiyi öyle bir noktada kullanıyoruz ki… Ben bu işe başlarken üçayaklı bir sac demiştim. Zamandan ve mekândan bağımsız tasarımlarım olacak, el yapımı dünyanın en kaliteli ürünlerini üreteceğim ve dünyanın en iyi teknolojisiyle donatacağım bu araçları dedim ve hepsi oldu. Amerikalılar bize “Evet siz otomobilde teknolojiyi dünyada en iyi kullanan şirketsiniz” dedi. Bugün dünya beni takip ediyor.

 

“KİLOGRAM BAŞI İHRACAT KATMA DEĞERİMİZİN BEDELİ 650 EUROLARA GELDİ”

 

üretkenliğinizin bir sınırı yok mu?

Vatanı olmayan dünyaya sığamaz. Vatanı olmayanın dünyada hiçbir yeri olamaz. Vatana sahip çıkmak lafla olmaz, üretmekle olur. ürettiğine marka değeri katmak gerekiyor. O kattığın değerin maddi karşılığı ise ülkene döviz olarak dönmesidir. Bizim kilogram başı ihracat katma değerimizin bedeli 650 eurolara geldi. Bugün Türkiye’de ihracat katma değeri kilogram başı 1.6 dolar. Erbakan Malkoç ve Dizayn Vip’in üretmiş olduğu ürünler dünyada insanların ezberini bozacak yapıya geldi. Dünyanın en büyük üreticisinden onay alacaksın, dünyanın en iyi tasarımlarını yapacaksın, dünyanın her yerinden takdir alacaksın ve taklit edileceksin, dünyanın en iyi teknolojisini kullanarak otomobillere ruh katacak onlara fısıldayacaksın… Teknoloji noktasında otomobillerle konuşacaksın, otomobillere emir vereceksin ve senin verdiğin emri yerine getirecek aynı zamanda bütün bunları kendi yaptığın yazılım ve boardla kendi istediğin şekilde ve istediğin yönetim sistemiyle kullanacaksın. İşte bu herkesin yapabileceği bişey değil.

 

Sizin yaratıcılığınız çocukluktan mı geliyor? İlk ne zaman keşfettiniz böyle bir yeteneğiniz olduğunu?

1992 yılında bir teknoloji yapmıştım ve o zaman çocuktum. 100 metredeki arabayı uzaktan kumandayla çalıştırıp yanıma getiriyordum. Şimdi elimdeki cep telefonuyla çin’deki arabaya yön veriyorum. Ben burada ofisimde otururken elimdeki cep telefonuyla çin’deki arabanın koltuğunu hareket ettirebiliyorum. Biz Dizayn Vip olarak, kişiye özel otomobil dönüşümünde dünyayı şaşırtan bir yol haritasıyla yolumuza devam ediyoruz. Biz artık bir otomobili dönüştüren şirket değil bir otomobili başından sonuna değiştirip dönüştüren ve bunu dünyaya kendi üreticisine satan bir şirketiz. Yani çin’den böyle bir araç geldiği zaman Mercedes Benz kendi sitesinden bizi öneriyor ve “Bizim partnerimiz burası” diyor. Bu Türkiye için büyük bir onur ve büyük bir gurur demek.

 

“TüRKİYE’DE GENçLERİN ROL MODELİYİM”

Devlet yetkilileri sizin bu çalışmalarınızı nasıl buluyor ve destek veriyorlar mı?

Biliyorsunuz 400’e yakın üniversitede konferans verdim. Türkiye’de gençlerin rol modeli olan bir Erbakan Malkoç var. Artık bu noktada hiçbir sorun yok. Onun ötesinde büyük kurum-kuruluşlar ve STK’lardan aldığımız inanılmaz talepler var. Onlara çok ciddi anlamda rol modellik yapan ve ciddi anlamda röportajlar ve konferanslar veren bir yapıdayım. Devletimizin önemli kurumları önemli noktasındaki insanlar artık Erbakan Malkoç gerçeğinin farkındalar. Yani dünya insanını şaşırtan bir çılgın Türk var Türkiye’de. Dünya insanları bana “Sen çılgınsın, bunu nasıl yapabiliyorsun’’ diyorlar. Milyonlarca Euro bu ülkeye döviz getiriyoruz. Bu Türkiye’nin hayallerinde olabilecek bir şey değildi. Sen otomobil noktasında dünyada yoksun, otomobil üretiminde hiçbir yerde yoksun ama bugün kişiye özel otomobil üretiminde dünyanın en önündesin. Tek sorunum insanlar bu ülkeye geliyor, kötü işçilikler kötü malzemelerden ötürü bizim bin bir güçlükle Türkiye’ye getirdiğimiz müşterinin geldiğine pişman olmasına neden oluyorlar. Biz o insanları buraya getirebilmek için neredeyse psikolojimizi bozuyoruz. Ama öyle olumsuz şeylerle karşılaşıyorlar ki burada iş yaptırdıkları için pişman oluyorlar. Made in Turkey ve Design Vip’i yanyana koyuyorlar. Bizim ürettiğimiz ürün ve muadil olan bir şirketin ürettiği ürünü yan yana koyuyorlar ve arada geceyle gündüz kadar fark olduğunu görüyorlar. Ama Made in Germany dediğin zaman böyle bir şey yok. Made in Germany da kim üretirse üretsin Alman malı. Ama biz Türkiye’de bu standardı elde edemedik. En çok üzüldüğüm konulardan biri bu.

 

Bizdeki eksilik ne, biz niye yapamadık?

Bizde kolay kazanma mantığı var. Denetleme noktası eksik. Sizin ürününüzü birisi Avrupa’da çaldığı zaman anında müdahale yapabiliyorsunuz. Ben onlarca mahkeme onlarca dava açıyorum. Tescilli tasarımlarımı çalıyorlar, davayı kazanıyorum ama ortada hiçbir şey yok. Bu da diğer insanın çalma işini kolaylaştırıyor. Yani yaptırım noktasında problemlerimiz var. Sadece ben değil marka olan herkesin sorunu. İnsanlar marka üretmek için, marka yaratmak için çok büyük mücadeleler veriyor. Ama birileri geliyor merdiven altında iki yer kurup senden usta çalmaya çalışıyorlar. “Nasıl olsa ustayı da çaldık merdiven altında işleri taklit edebiliriz” diyorlar. Rolex’in sahibine soruyorlar “Sen bir tane saat satana kadar senin taklitlerin 10 tane satıyor, sen bundan rahatsız olmuyor musun?” O da “Neden rahatsız olayım, Rolex’i bilen biliyor. Rolex 100 dolar değil, fiyatı belli. Bunu almak isteyen zaten Rolex’e gelir. Taklide gidiyorsa Rolex’i alamadığı için gidiyordur. Bu beni rahatsız etmez. Benim rahatsız olduğum şey, bizim ülkemizin bu kadar markasının düşük bütçeli insanların eline ulaşabilmesi ve bu insanlarında bilmeden bunun orijinal olduğunu sanması.” diyor. Ben de aynı şeye üzülüyorum insanlar bilmeden Dizayn Vip’in ürünüyle aynı ürünün üretildiğini zannediyorlar. Aynı kalitede üretildiğini zannediyorlar, ucuza alıyorlar. Götürüyorlar, aynısının olmadığını görüyorlar ve pişman oluyorlar. O zaman da ülkemiz kaybediyor, üreten kaybediyor, biz kaybediyoruz. çünkü zaten bu iş niş bir iş, böyle herkesin alabileceği, herkesin kullanabileceği, herkesin böyle bir araca ihtiyaç duyabileceği bir iş değil. çok niş bir iş olduğu içinde biz ülkemizi dünya arenalarında temsil etmek için uykumuzu 2-3 saate düşürmüşüz.

 

“2017 YILINDA KİŞİYE öZEL OTOMOBİLLERİ DüNYADA SERİ OLARAK YAPAN TEK ŞİRKET OLACAĞIZ”

 

Hep hayallerinizi gerçekleştirdiğinizi söylediniz, bundan sonra gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz var mı?

2023’de 1,5 milyar ile 2 milyar euro arası para getireceğim bu ülkeme. Şu anda dünya otomobil standartlarıyla seri imalata geçiyoruz. 2017 yılında kişiye özel otomobilleri dünyada seri olarak yapan tek şirket olacağız. Ve adet bazlı gideceğiz. çünkü ben kendimden çok vatanımı düşünüyorum. İnsanların gelip burada kazıklanarak gidip kendi ülkelerinde bizim hakkımızda kötü konuşmalarını istemiyorum. Yoksa inanın bizi taklit eden ürünlerimizi çalanlar beni zerre kadar rahatsız etmiyor. çünkü benim müşterim bilir ki Dizayn Vip başka bir şey üretir, taklitleri başka bir şey. Biz ülkemizin ismini dünya arenalarında iyi temsil edelim diye gece gündüz uyku uyumuyoruz. Bu ülkenin dünya arenalarına çıkmaya ihtiyacı var. “Biz bu işi en iyi şekilde yapıyoruz’’ demeye ihtiyacı var. çünkü geleceğin işi bu. Bizim araçlarımız insanların yoldaşıdır, yol arkadaşıdır, ofisidir, çalışma alanıdır, çalışma ortamıdır, biz insanlara bunu sunuyoruz. Bu sunduğumuz şeylerden en önemlisi gizlilik yani bizim tasarımlarımızın yapısı. Bu yapıyı insanlar bugün ettikleri tercihin 10 sene sonra yüz kat daha fazlasını edecekler çünkü hiç kimse korumasının, şoförünün yanında konuşmak istemez. çünkü sizin yanınızda bugün çalışan yarın başkasının yanına gidebiliyor ve beraberinde bütün sırlarınızda gidebilir. Ben bunu 2000’li yıllara gelirken öngörmüş ve bugünü konuşmuştum. O gün “Ya sen ne diyorsun” diyen herkes bugün benim işimi çalıp taklit edip yapmaya çalışıyor.

 

Fotoğraflar: Yavuz Kaynar